sür

listen to the pronunciation of sür
Turkish - English
{f} exile

He was exiled from his country. - O, ülkesinden sürgün edildi.

Napoleon was exiled to St. Helena. - Napolyon, St. Helena'ya sürüldü.

{f} smeared
{f} tilled
{f} last

The rain lasted a week. - Yağmur bir hafta sürdü.

The rain lasted five days. - Yağmur beş gün sürdü.

impel
{f} drive

Do you know how to drive a car? - Nasıl araba süreceğini biliyor musun?

Do you know how to drive? - Nasıl araba süreceğini biliyor musun?

{f} drove

Ambition drove him to murder. - Hırs onu cinayete sürükledi.

He drove the truck to Dallas. - O, kamyonu Dallas'a sürdü.

{f} lasting

The war lasting for years impoverished the country. - Yıllar süren savaş ülkeyi fakirleştirdi.

driven

She has never been in a car driven by him. - O, onun tarafından sürülen bir arabada asla bulunmadı.

Tom shouldn't have driven Mary's car. - Tom Mary'nin arabasını sürmemeliydi.

deport

Neither Tom nor Mary has been deported. - Ne Tom ne de Mary sürgün edildi.

banish

Napoleon was banished to Elba in 1814. - Napolyon 1814'te Elba adasına sürgün edildi.

Tom was banished from the town. - Tom kasabadan sürüldü.

deported

Neither Tom nor Mary has been deported. - Ne Tom ne de Mary sürgün edildi.

{f} smear
expatriate
geçti Bor'un pazarı sür eşeğini Niğde'ye
(deyim) missed your chance, it's too late to do anything now
geçti Bor'un pazarı sür eşeğini Niğde'ye
(deyim) it is too late to do anything about that, so let's think about doing something else
geçti Bor'un pazarı sür eşeğini Niğde'ye
(deyim) too little too late
sür
Favorites