Hava raporları nadiren gerçekleşir.
- Weather reports rarely come true.
Emekli olur olmaz insanlar seni nadiren görmeye gelirler.
- People rarely come to see you once you are retired.
O, ayda yılda bir kiliseye gider.
- He rarely goes to church.
O seyrek olarak kiliseye gider.
- He rarely goes to church.
O, bayramdan bayrama kiliseye gider.
- He rarely goes to church.
O seyrek olarak kiliseye gider.
- He rarely goes to church.
Tom biriyle ender olarak konuşur.
- Tom rarely talks to anybody.
Nadiren radyo dinlerim.
- I rarely listen to the radio.
Emekli olur olmaz insanlar seni nadiren görmeye gelirler.
- People rarely come to see you once you are retired.
Emekli olur olmaz insanlar seni nadiren görmeye gelirler.
- People rarely come to see you once you are retired.
Nadiren radyo dinlerim.
- I rarely listen to the radio.
O seyrek olarak kiliseye gider.
- He rarely goes to church.
Gerçek bir arkadaş ender bir kuş gibidir.
- A real friend is like a rare bird.
Ender vahşi hayvanların bu ülkeye ithalatı kesinlikle yasaklanmıştır.
- The importation of rare wild animals to this country is strictly prohibited.
Benimkini az pişmiş istiyorum.
- I would like mine rare.
Bifteğimi az pişmiş severim.
- I like my steak rare.
Yeteneğini göstermek için bu az bulunur fırsatı en iyi şekilde kullanmalısın.
- You should make the most of this rare opportunity to demonstrate your talent.
O seyrek olarak kiliseye gider.
- He rarely goes to church.
We rarely go to the theatre.
Frank pretended to rare back as if bedazzled, shielding his eyes with a forearm.
... corporate profits and stock prices have rarely been higher and those at the top ...
... it's never like that. Like, very rarely is it, like, one thing leads to another which ...