orta

listen to the pronunciation of orta
Turkish - English

Definition of orta in Turkish English dictionary

<span class="word-self">ortaspan>
{s} central

Ski jumping is popular in Nordic countries and Central Europe. - Kayakla atlama İskandinav ülkeleri ve Orta Avrupa'da popülerdir.

Austria is a parliamentary republic in central Europe and consists of nine federal states. - Avusturya, Orta Avrupa'da parlamenter bir cumhuriyettir ve dokuz federal eyaletten oluşur.

<span class="word-self">ortaspan>
medium

I like my steak cooked medium rare. - Bifteğimi orta pişmiş severim.

Television is obsolete as a medium in any case. - Televizyon ortam olarak her halükarda modası geçmiş.

<span class="word-self">ortaspan>
mean

Tom doesn't have a mean bone in his body. - Tom bedeninde ortalama bir kemiğe sahip değil.

This does not mean that they have nothing in common with other peoples. - Bu, onların diğer insanlarla ortak bir şeyi olmadığı anlamına gelmez.

<span class="word-self">ortaspan>
middle

The middle finger is the longest. - En uzun parmak orta parmaktır.

This magnificent cathedral dates back to the Middle Ages. - Bu muhteşem katedral orta çağlara kadar dayanır.

<span class="word-self">ortaspan>
mid

Since the mid-20th century, the number of hutongs in Beijing has dropped dramatically as they are demolished to make way for new roads and buildings. - 20. yüzyılın ortalarından beri Pekin'de su kuyusu sayısı önemli ölçüde düşmüş ve yeni yol ve binalar için bir yol yapmak için yıkılmışlardır.

The middle finger is the longest. - En uzun parmak orta parmaktır.

<span class="word-self">ortaspan>
moderate

I always drive at a moderate speed. - Ben her zaman orta hızda araba sürerim.

Moderate exercise in the evening helps induce sleep. - Akşamları orta derecede egzersiz uyumaya yardım eder.

<span class="word-self">Ortaspan>
(Tıp) medius
<span class="word-self">ortaspan>
center

The skyscraper is in the center of the city. - Gökdelen şehrin ortasındadır.

You hit the center of the target. - Hedefin ortasından vurdun.

<span class="word-self">ortaspan>
mediocre
<span class="word-self">ortaspan>
{i} midst

Tom is the kind of person that, in the midst of disaster, always finds something to laugh about. - Tom felaketin ortasında her zaman hakkında gülecek bir şey bulan kişi türüdür.

Your gift was like discovery of an oasis in the midst of a desert. - Hediyen bir çölün ortasındaki bir vahanın keşfi gibiydi.

<span class="word-self">ortaspan>
centre point
<span class="word-self">ortaspan>
indifferent
<span class="word-self">ortaspan>
(Dilbilim) half open
<span class="word-self">ortaspan>
counter
<span class="word-self">ortaspan>
in-between
<span class="word-self">ortaspan>
(Meteoroloji) mediocris
<span class="word-self">ortaspan>
cross-ball
<span class="word-self">ortaspan>
med

I like my steak medium. - Bifteğimi orta büyüklükte severim.

I like my steak cooked medium rare. - Bifteğimi orta pişmiş severim.

<span class="word-self">ortaspan>
center point
<span class="word-self">ortaspan>
mid-

These tire tracks were made by a mid-size vehicle. - Bu lastik izleri orta boy bir araç tarafından yapıldı.

He's going through a mid-life crisis. - Bir orta-yaş krizine giriyor.

<span class="word-self">ortaspan>
normal

He's just a normal junior high school student, not particularly intelligent. - O sadece normal bir ortaokul öğrencisidir, özellikle akıllı değildir.

I thought that my girlfriend was normal, but she turned out to be a succubus! - Kız arkadaşımın normal olduğunu düşündüm ama onun bir şeytan olduğu ortaya çıktı.

<span class="word-self">ortaspan>
medial
<span class="word-self">ortaspan>
median
<span class="word-self">ortaspan>
midpoint
<span class="word-self">ortaspan>
middling
<span class="word-self">ortaspan>
average

She reads on average three or four books a week. - O, haftada ortalama üç ya da dört kitap okur.

What is the value of an average home in your area? - Bölgenizdeki ortalama bir evin değeri nedir?

<span class="word-self">ortaspan>
tolerable
<span class="word-self">ortaspan>
fair to middling
<span class="word-self">ortaspan>
mezzo
<span class="word-self">ortaspan>
intermediate

She can't put together three words in Spanish, and she claims she's intermediate. - İspanyolca üç kelimeyi bir araya getiremiyor, ve orta düzey olduğunu iddia ediyor.

Intermediate and advanced language courses are given in the language being learned. - Orta ve ileri dil kursları öğretilen dilde verilir.

<span class="word-self">ortaspan>
centre
<span class="word-self">ortaspan>
fair
<span class="word-self">ortaspan>
media
<span class="word-self">ortaspan>
centro-
<span class="word-self">ortaspan>
the middle
<span class="word-self">ortaspan>
ın the middle
<span class="word-self">ortaspan>
of medium
ortalar
centers
<span class="word-self">ortaspan>
phys. place, locus, field
<span class="word-self">ortaspan>
meso

The earliest civilizations arose in Mesopotamia. - En eski uygarlıklar Mezopotamya'da ortaya çıktı.

What makes you think the Middle East is more important than Mesoamerica, for instance? - Örneğin Orta Doğu'nun Orta Amerika'dan daha önemli olduğunu sana düşündürten şey ne?

<span class="word-self">ortaspan>
middle, central (thing)
<span class="word-self">ortaspan>
middle, centre; central; average, medium, middle, middling; intermediate; moderate, tolerable; mediocre, indifferent
<span class="word-self">ortaspan>
middle, middle part, central part
<span class="word-self">ortaspan>
mediate
<span class="word-self">ortaspan>
mesne
<span class="word-self">ortaspan>
centre [Brit.]
<span class="word-self">ortaspan>
intermediate , medium
<span class="word-self">ortaspan>
bosom
<span class="word-self">ortaspan>
in between
<span class="word-self">ortaspan>
mesial
<span class="word-self">ortaspan>
passable
<span class="word-self">ortaspan>
secondary

He attended only secondary school. - O sadece ortaokula devam etti.

In 1873 he moved to Warsaw with his whole family, and from that time taught German at the Veterinary Institute and at a secondary school. - 1873 yılında bütün ailesiyle birlikte Varşova'ya taşındı ve o zamandan sonra Veteriner Enstitüsü ve bir ortaokulda Almanca dersi verdi.

<span class="word-self">ortaspan>
moderate; average, middling
<span class="word-self">ortaspan>
intermediary
<span class="word-self">ortaspan>
{i} C
<span class="word-self">ortaspan>
centripetal
<span class="word-self">ortaspan>
ides
<span class="word-self">ortaspan>
midway
<span class="word-self">ortaspan>
center,centre
<span class="word-self">ortaspan>
inbetween
Turkish - Turkish

Definition of orta in Turkish Turkish dictionary

<span class="word-self">Ortaspan>
vasat
<span class="word-self">Ortaspan>
(Osmanlı Dönemi) CEVŞ
<span class="word-self">Ortaspan>
(Osmanlı Dönemi) VASÎT
<span class="word-self">Ortaspan>
midi
<span class="word-self">ortaspan>
Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu
<span class="word-self">ortaspan>
Orantı
<span class="word-self">ortaspan>
Yeniçeri ocağında tabur
<span class="word-self">ortaspan>
Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin. İyi ile kötü arasındaki durum, hâl
<span class="word-self">ortaspan>
Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş
<span class="word-self">ortaspan>
Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer
<span class="word-self">ortaspan>
İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat
<span class="word-self">ortaspan>
Topluluk içinde, arasında
<span class="word-self">ortaspan>
Her iki yanda kendi türünden eşit sayıda nesneler bulunan
<span class="word-self">ortaspan>
Görünür, algılanır durum: "Moralinin, inadının, zaman zaman da aşırı ataklığının nedeni ortadadır."- H. Taner
<span class="word-self">ortaspan>
Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner
<span class="word-self">ortaspan>
Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer
<span class="word-self">ortaspan>
Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm
<span class="word-self">ortaspan>
Görünür, algılanır durum
<span class="word-self">ortaspan>
İçinde, arasında
<span class="word-self">ortaspan>
Her iki yanda kendi türünden eşit sayıda nesneler bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat
<span class="word-self">ortaspan>
Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen
<span class="word-self">ortaspan>
Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre
<span class="word-self">ortaspan>
Eğitimde zayıf ile iyi arasındaki derece
<span class="word-self">ortaspan>
İyi ile kötü arasındaki durum, hâl