How many times a day does that bus run?
- O otobüs günde kaç kez çalışır?
How many times does the bus run each day?
- Otobüs her gün kaç kez çalışır?
Explain it once more, Jerry.
- Onu bir kez daha açıkla, Jerry.
Try doing it once more.
- Onu bir kez daha yapmayı dene.
She was late once again.
- Bir kez daha geç kalmıştı.
Stir once every fifteen minutes.
- Her on beş dakikada bir kez karıştırın.
This time, you won't escape punishment.
- Bu kez cezadan kaçamazsın.
This time I'll try it.
- Bu kez onu deneyeceğim.
She was late once again.
- Bir kez daha geç kalmıştı.
France and Britain were at war once again.
- Fransa ve İngiltere bir kez daha savaştaydı.
He married twice and had more than 20 children.
- İki kez evlendi ve yirmiden fazla çocuğu oldu.
Brush your teeth twice a day at least.
- Dişlerini günde en az iki kez fırçala.
Can I eat this mushroom? You can eat anything one time.
- Bu mantarı yiyebilir miyim? Bir şeyi bir kez yiyebilirsin.
I've been to Canada one time.
- Kanada'da bir kez bulundum.
I saw Yoshida for the first time in five years.
- Ben, beş yıl içinde, ilk kez Yoshida ile görüştüm.
I saw a movie for the first time in two years.
- İki yılda ilk kez bir film izledim.
We go to the theater once every two weeks.
- Biz her iki haftada bir kez tiyatroya gideriz.
Stir once every fifteen minutes.
- Her on beş dakikada bir kez karıştırın.
Let's try one more time.
- Bir kez daha deneyelim.
If I go by air one more time, I'll have flown in an airplane five times.
- Ben bir kez daha hava yoluyla gidersem uçakta beş kez uçmuş olurum.
The two sides clashed several times.
- İki taraf birçok kez çatışmaya girdi.
Tom has been arrested several times.
- Tom birçok kez tutuklandı.
I will side with you just this once.
- Sadece bu kez yanında olacağım.
Tom's a first-time offender.
- Tom bir ilk kez yakalanan.
I saw Yoshida for the first time in five years.
- Ben, beş yıl içinde, ilk kez Yoshida ile görüştüm.
Two weeks ago, I visited Disneyland for the first time.
- İki hafta önce, ilk kez Disneyland ziyaret ettim.
For once in my life, I'd like to do something right.
- Hayatımda bir kez, doğru bir şey yapmak istiyorum.
Why can't you be nice to me for once?
- Neden bir kez olsun bana karşı kibar olamıyorsun?
We have been to Tokyo many times.
- Biz birçok kez Tokyo'da bulunduk.
I've seen Tom on TV many times.
- Tom'u TV'de birçok kez gördüm.
Tom has done that plenty of times.
- Tom onu birçok kez yaptı.
That's happened to me plenty of times.
- Bu birçok kez başıma geldi.
Tom drank twice as much beer as Mary did.
- Tom Mary'nin içtiği kadar çok birayı iki kez içti.
I have to change buses two times.
- İki kez otobüs değiştirmek zorundayım.
I have attempted suicide two times.
- Ben iki kez intihar girişiminde bulundum.
I go into the store, and who do I see? An American friend, who immediately begins to tell me what has been going on with him since we last met.
- Mağazaya gidiyorum ve kimi görüyorum? Onunla son kez buluştuğumuzdan beri kendisinde neler gittiğini bana hemen anlatmaya başlayan bir Amerikan arkadaşımı.
I'll lend you money, but mind you, this is the last time.
- Sana borç para vereceğim, ama aklında bulunsun, bu son kez.
I saw her for the last time.
- Ben onu son kez gördüm.
On June 21st, 1974, José had breakfast with Liliana for the last time.
- 21 Haziran, 1974'te Jose son kez Liliana ile birlikte kahvaltı yaptı.
She doesn't like the way he orders Kerry around either. 'Kez'll make ya one,' he'd said automatically when Madeline said she'd love a nice cup of tea.