How many times does the bus run each day?
- Otobüs her gün kaç kez çalışır?
These medicines should be taken three times a day.
- Bu ilaçlardan günde üç kez alınmalı.
Explain it once more, Jerry.
- Onu bir kez daha açıkla, Jerry.
Please say it once more.
- Lütfen onu bir kez daha söyleyin.
Stir once every fifteen minutes.
- Her on beş dakikada bir kez karıştırın.
When he was a student, he went to the disco only once.
- Öğrenci olduğu zamanlar diskoya sadece bir kez gitti.
I don't know if we can help Tom this time.
- Bu kez Tom'a yardım edip edemeyeceğimizi bilmiyorum.
This time is going to be different.
- Bu kez farklı olacak.
Let's try once again.
- Bir kez daha deneyelim.
France and Britain were at war once again.
- Fransa ve İngiltere bir kez daha savaştaydı.
He married twice and had more than 20 children.
- İki kez evlendi ve yirmiden fazla çocuğu oldu.
Brush your teeth twice a day at least.
- Dişlerini günde en az iki kez fırçala.
Can I eat this mushroom? You can eat anything one time.
- Bu mantarı yiyebilir miyim? Bir şeyi bir kez yiyebilirsin.
I have been to Kyoto one time.
- Bir kez Kyoto'da bulundum.
I saw Yoshida for the first time in five years.
- Ben, beş yıl içinde, ilk kez Yoshida ile görüştüm.
He went to Paris for the first time.
- Paris'e ilk kez gitti.
They go to watch a play once every month.
- Onlar her ay bir kez maç izlemeye giderler.
Stir once every fifteen minutes.
- Her on beş dakikada bir kez karıştırın.
If I go by air one more time, I'll have flown in an airplane five times.
- Ben bir kez daha hava yoluyla gidersem uçakta beş kez uçmuş olurum.
I'll say it one more time.
- Bir kez daha söyleyeceğim.
Tom has been arrested several times.
- Tom birçok kez tutuklandı.
The telephone rang several times.
- Telefon birçok kez çaldı.
I will side with you just this once.
- Sadece bu kez yanında olacağım.
Tom's a first-time offender.
- Tom bir ilk kez yakalanan.
I saw a movie for the first time in two years.
- İki yılda ilk kez bir film izledim.
He went to Paris for the first time.
- Paris'e ilk kez gitti.
I wish for once I could be something.
- Keşke bir kez bir şey olabilsem.
Why can't you be nice to me for once?
- Neden bir kez olsun bana karşı kibar olamıyorsun?
I have traveled many times.
- Ben birçok kez seyahat ettim.
We have been to Tokyo many times.
- Biz birçok kez Tokyo'da bulunduk.
Tom has done that plenty of times.
- Tom onu birçok kez yaptı.
That's happened to me plenty of times.
- Bu birçok kez başıma geldi.
Tom drank twice as much beer as Mary did.
- Tom Mary'nin içtiği kadar çok birayı iki kez içti.
I have to change buses two times.
- İki kez otobüs değiştirmek zorundayım.
I've been to Kyoto two times.
- Kyoto'da iki kez bulundum.
He has done better than last time.
- O, son kez yaptığından daha iyi yaptı.
I go into the store, and who do I see? An American friend, who immediately begins to tell me what has been going on with him since we last met.
- Mağazaya gidiyorum ve kimi görüyorum? Onunla son kez buluştuğumuzdan beri kendisinde neler gittiğini bana hemen anlatmaya başlayan bir Amerikan arkadaşımı.
On June 21st, 1974, José had breakfast with Liliana for the last time.
- 21 Haziran, 1974'te Jose son kez Liliana ile birlikte kahvaltı yaptı.
I saw her for the last time.
- Ben onu son kez gördüm.
She doesn't like the way he orders Kerry around either. 'Kez'll make ya one,' he'd said automatically when Madeline said she'd love a nice cup of tea.