Tom, Mary'nin ne satın almak istediğini biliyordu.
- Tom wusste, was Maria kaufen wollte.
Kitap satın almak istiyorsunuz.
- Ihr wollt Bücher kaufen.
Erkek kardeşim, bir araba satın almak için yeterince zengindir.
- My brother is rich enough to buy a car.
Ne satın almak istiyorsun?
- What do you want to buy?
Sana bir içki ısmarlamak istiyorum.
- I'd like to buy you a drink.
Sana akşam yemeği ısmarlamak istiyorum.
- I want to buy you dinner.
Ben bir şey satın almadan asla dışarı çıkmam.
- I never go out without buying something.
Lütfen onu satın alma.
- Please do not buy it.
That guitar is so expensive that I can't buy it.
- Diese Gitarre ist so teuer, dass ich sie nicht kaufen kann.
It's a pity that you can't buy miracles like you would buy potatoes.
- Es ist schade, dass man Wunder nicht kaufen kann, wie man Kartoffeln kauft.