kat kat

listen to the pronunciation of kat kat
Turkish - English
a) in layers b) many times more
1. in layers. 2. many times more, much more
by long odds
far and away
head and shoulders
{s} multiplex
{s} laminal
many times more
flaky
{s} laminar
{s} laminated
üst kat
upstairs

I saw him coming upstairs. - Onu üst kata gelişini gördüm.

The bedrooms are upstairs. - Yatak odaları üst kattadır.

kat kat olan
voluminous
kat kat olma
stratification
kat kat olma
plication
kat kat olmuş
stratified
kat kat olmuş deri
plica
kat kat pasta
layer cake
kat kat yapmak
laminate
kat kat yapmak
layer
kat kat üstün
streets ahead of
kat
story

The photo he showed added color to his story. - Onun gösterdiği fotoğraf onun hikayesine renk kattı.

I live in a two story house. - Ben iki katlı bir evde yaşarım.

kat
fold

Tom took a folded piece of paper out of his shirt pocket. - Tom gömlek cebinden bir parça katlanmış kağıt çıkardı.

Tom folded his clothes and put them in his suitcase. - Tom giysilerini katladı ve onları valizine koydu.

kat
ply
ilk kat sıva sürmek
render
kat
stair

Tom walked down a flight of stairs. - Tom bir kat aşağıya yürüdü.

I carried Tom down two flights of stairs. - Tom'u iki kat aşağıya taşıdım.

(bina) kat
(İnşaat) floor
iki kat
twice

My brother eats twice as much as I do. - Erkek kardeşim benim yediğimin iki katı kadar yemek yiyor.

Your room is twice the size of mine. - Senin odan benimkinin boyutunun iki katı kadar.

bayan kat görevlisi
vale
birinci kat
first coat
birinci kat
first story
birinci kat güverte
(Askeri) upper deck
bodrum kat
lodge
iki kat
doubled

Tom doubled his investment in a year. - Tom'un bir yıl içinde yatırımını iki katına çıkardı.

The number of employees doubled in ten years. - Çalışan sayısı on yıl içinde iki katına çıktı.

iki kat
double-layer
iki kat
very stooped
iki kat
bent double
iki kat
folded
iki kat
folded double
sekiz kat
eight fold
teras kat
penthouse
zemin kat
first floor

I live on the first floor. - Zemin katta oturuyorum.

In my new house, the living room is on the ground floor and the bedroom is on the first floor. - Yeni evimde oturma odası zemin katta ve yatak odası birinci katta.

bir kat daha
more
kat
floor

The office has been transferred up to the sixth floor. - Ofis altıncı kata taşındı.

My flat is on the third floor. - Benim dairem üçüncü katta.

11 kat
11 storeys
4 kat yükseklikte
4 floors high
En Küçük Ortak Kat
The smallest common multiple
asla ve kat'a
never. no way. by no means. absolutely not. not at all
en küçük ortak kat
Least common multiple
kat hizmetleri
Housekeeping department
kat irtifaki
floor irtifaki
kat irtifakı
construction servitude
kat irtifakı
ownership of the independent unit which is not ready for use yet, either because of on going development or construction work or due to the fact that usage permit from the municipality has not been get yet
kat irtifakı
(İnşaat) Floor easement
kat mülkiyeti
Condominium
katkat
doubled
n asma kat
The mezzanine floor
tek kat
single-coat (paint) - tek kat boyaone story (building) - tek katlı binasingle story (building) - tek katlı bina
tek kat boya
single-coat paintone coat of paint
alt kat
downstairs

Tom came downstairs in his pajamas. - Tom pijamaları ile alt kata geldi

I left my dictionary downstairs. - Sözlüğümü alt katta bırakmışım.

alt kat
1. the floor below. 2. first floor, ground floor
alt kat
a) ground floor b) downstairs
altı kat
sextuple
ana kat
main level
ara kat
mezzanine
ara kat
interstage, mezzanine
asma kat
mezzanine
asma kat
clerestory, mezzanine
asma kat
entresol
aşağı kat
downstairs

We went downstairs to have breakfast. - Kahvaltı yapmak için aşağı kata indik.

I'll be waiting downstairs. - Aşağı katta bekliyor olacağım.

beyaz kat
white layer
beş kat
five fold
bin kat
manifold; much
bin kat
thousand fold
bin kat
thousandfold
bin kat
millifold
bir kat daha
still more
birinci kat
first floor

A fire broke out on the first floor. - Birinci katta bir yangın patlak verdi.

It's on the first floor of that building. - O, o binanın birinci katında.

birinci kat boya
ground color
dokuz kat
ninefold
dört kat
fourfold
enlemesine kat
(Tekstil) crossways fold
harita kat sayısı
(Askeri) map k
iki kat
double

They need to eat double that amount. - O miktarın iki katını yemeliler.

The population has doubled in the last five years. - Nüfus son beş yıl içinde iki katına çıkmıştır.

iki kat
a) doubled b) folded double c) twice
iki kat
1. doubled, folded. 2. bent double, very stooped
iki kat arasındaki merdiven
pair of stairs
iki kat arasındaki merdivenler
flight of stairs
iki kat boyanmış
double dyed
iki kat etmek
to double
iki kat olarak
doubly
iki kat olmak
to be bent double, become very stooped
ikinci kat boya
second coat of paint
kat
layer, stratum; fold
kat
coat

Tom left his coat downstairs. - Tom ceketini alt katta bıraktı.

The house needs a new coat of paint. - Evin yeni bir kat boyaya ihtiyacı var.

kat
presence, the presence of a distinguished personage
kat
story, floor, Brit. storey
kat
time(s)
kat
lap
kat
deck

The gift shop is on the second deck. - Hediyelik eşya mağazası ikinci katta.

kat
coating
kat
fall

Sami falls into that category of people. - Sami o kategorideki insanlar arasında yer alır.

Church participation has fallen. - Kilise katılımı düştü.

kat
(Matematik) multiple
kat
multiple
kat
layer

The cerebral cortex is the brain's outer layer. - Serebral korteks beynin dış katmanıdır.

Since it was getting even hotter, Tom peeled off another layer of clothing. - Hava dahada ısındığı için, Tom bir kat elbise daha çıkardı.

kat
(dokuma) pile
kat
flat

My flat is on the third floor. - Benim dairem üçüncü katta.

Do you have a flat or a house? - Bir katınız mı yoksa bir eviniz mi var?

kat
set (of clothes)
kat
floor; storey, story; layer, stratum; covering; fold; coat, coating; multiple; time(s)
kat görevlisi
(mağaza) floorwalker
kat haritası
floor map
kat irtifakı a sharing
by each of a building's owners in the ownership of any story added to their building
kat müdürü
floor manager
kat mülkiyeti
ownership by apartment, condominium
kat mülkiyeti condominium, ownership of one unit
within a multi-unit building
kat mülkiyetli daire
condo
kat planı
floor plan
kat sorumlusu
(mağaza) floorwalker
kat yeri
crease, fold
kat yeri
crease
kat çıkmak
to add a story (to a building)
kat çıkmak
to add a storey
kaçak kat a floor added
to a building illegally
kuzey avrupa’da bir kat
(Jeoloji) eburonian
minimum kat ediş irtifası
(Havacılık) minimum crossing altitude
müstakil kat
self contained flat
normal kat
(İnşaat) typical floor
oluklu mukavva ara kat
(Matbaacılık, Basımcılık) corrugating medium
on iki kat
duodenary
on iki kat
twelvefold
on kat
tenfold
on kat
decuple
onbir kat
elevenfold
ortak kat
ortakkat
otel kat hizmetleri
hotel housekeeping
sahnenin bulunduğu kat
parterre
sekiz kat
octuple
son kat
final stage, finishing coat
son kat boya
finish
tipik kat
(İnşaat) typical floor
yedi kat
sevenfold
yedi kat el/yabancı
complete stranger, total stranger
yüz kat
hundredfold
zemin kat
ground floor

In my new house, the living room is on the ground floor and the bedroom is on the first floor. - Yeni evimde oturma odası zemin katta ve yatak odası birinci katta.

There's no hot water on the fourth floor, but there is on the ground floor. - Dördüncü katta sıcak su yok ama zemin katta var.

çekme kat
çekmekat
üst kat
top floor en
üst kat
abovestairs
üst kat
upper story
üç kat
triple

The number of temporary workers has almost tripled since 2003. - Geçici işçilerin sayısı 2003'ten beri neredeyse üç katına ulaştı.

In America, the consumption of fast-food has tripled between 1977 and 1995. - Amerika'da hazır yemek tüketimi 1977-1995 yılları arası üç katına çıktı.

üç kat
trine
üç kat
triplicate
üç kat
treble

The national debt has trebled in the last ten years. - Ulusal borç son on yılda üç katına çıkmıştır.

üç kat
trinary
üç kat
threefold
üç kat yapmak
triplicate
English - English

Definition of kat kat in English English dictionary

Kat
A short form of the female given names Katharine and Katherine

During her childhood she was a romanticized Katherine, dressed by her misty-eyed, fussy mother in dresses that looked like ruffled pillowcases. By high school she'd shed the frills and emerged as a bouncy, round-faced Kathy - - - At university she was Kath, blunt and no-bullshit in her Take-Back-the-Night jeans and checked shirt - - - When she ran away to England, she sliced herself down to Kat. It was economical, street-feline, and pointed as a nail.

kat
alternative spelling of khat
kat
An Arabian shrub (Catha edulis) the leaves of which are used as tea by the Arabs
kat
the leaves of the shrub Catha edulis which are chewed like tobacco or used to make tea; has the effect of a euphoric stimulant; "in Yemen kat is used daily by 85% of adults"
Turkish - Turkish
Üst üste
Çok, pek çok
katbekat
fersah fersah
fersah
kat irtifaki
Bir binanın üstüne bina yapma iznini veren hak
kat irtifakı
(İnşaat) Bir binanın üstüne bina yapma iznini veren hak
kat irtifakı
(İnşaat) bir arsa üzerinde yapılmakta veya ilerde yapılacak olan bir veya birden çok yapının bağımsız bölümleri üzerinde, yapı tamamlandıktan sonra geçilecek kat mülkiyetine esas olmak üzere, o arsanın maliki veya paydaşları tarafından arsa payına bağlı olarak kurulan irtifak hakkına kat irtifakı denir
yalın kat
(mecaz) Basit, derinliği olmayan, üstünkörü: "Benim o husustaki malûmatım epeyce yalın kat, hemen hemen yufkadır."- R. H. Karay
yalın kat
Sağlam olmayan, dayanıksız: "Yalın kat tavanlarda, döşemelerde, kapı, cam çerçevelerinde türlü türlü aralıklar..."- R. N. Güntekin
yalın kat
Tek katı olan
KAT VE KESR
(Hukuk) Parçalara ayırmak
KAT'
(Osmanlı Dönemi) Delil ve bürhan ile ilzam etmek
KAT'
(Osmanlı Dönemi) Kesme, ayırma
KAT'
(Osmanlı Dönemi) Geçme. Yol almak. Yüzerek geçmek
KAT'
(Osmanlı Dönemi) Edb: Sözün te'sirini arttırmak ve dinleyenin anlayışına bırakmak için söz bitmeden kesivermek."İmtihan geliyor. Çalışın, yoksa..."Görmüyor gittiği yanlış yolu zannım çoğunuz Size rehberlik eden haydudu artık koğunuz.Bunu benden duyunuz, ben ki, evet Arnavud'um!..Başka bir şey diyemem... İşte perişan yurdum!...Mehmed Akif
KAT'A
(Osmanlı Dönemi) Aslâ, hiçbir zaman
KAT'AN
(Osmanlı Dönemi) Hiçbir zaman, aslâ, katiyyen
KAT'I
(Hukuk) Kesme, kesilme, sona erdirme
KAT'I NAZAR
(Hukuk) Gözönüne almayarak
KAT'I TARİK
(Hukuk) Yol kesme
KAT'I UZUV
(Hukuk) Bir kimsenin organlarından birinin kesilmesi
KAT
(Osmanlı Dönemi) Mutlak. şüphesiz. Tereddütsüz
KAT'Î DELALET
(Osmanlı Dönemi) şüphesiz, kat'i delil
KAT'İYYEN
(Osmanlı Dönemi) Kat'i ve kesin olarak
KAT'İYYEN
(Osmanlı Dönemi) Aslâ, hiçbir zaman
KAT'İYYET
(Osmanlı Dönemi) Kesinlik, kat'ilik
alt kat
Bir yapının veya aracın katlarından altta bulunan bölümü
asma kat
Yapılarda genellikle tabanla birinci kat arasına yapılan, basık tavanlı, altı boş kat
bin kat
Pek çok, kıyaslanmayacak ölçüde
duyar kat
Film tabanı üzerinde yer alan, ışığa karşı duyarlığı olan gümüş bromürlü ecza tabakası
genleşme kat sayısı
Birim nicelikte bir maddenin 10 C sıcaklık artışında gösterdiği hacim genişlemesi
kat
Yemen ve Etyopya'da yetişen, yaprakları uzun süre çiğnenince sarhoşluk veren bir ağaççık
kat
Kez, defa, misil
kat
Ön, yan
kat
Kesme, kesilme
kat
Tabaka
kat
Sonuca bağlama, bitirme
kat
Daire. Ön, yan: "Salim, Sait Faik'in Yaşar Nabi katındaki telif ücretini artırmakta büyük rol oynamıştır."- S. Birsel
kat
Bükülen veya kıvrılan bir şeyin her kıvrımı
kat
Etyopya ve Yemen'de yetişen, yaprakları uzun süre çiğnenince sarhoşluk veren ağaççık
kat
Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey; üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka
kat
Kesme
kat
Nicelikçe kez, defa, misil
kat
(Osmanlı Dönemi) kesme; yol alma
kat
Takım
kat
Bükülen ya da kıvrılan bir şeyin her kıvrımı
kat
Ressam tarafından kullanılan boya hacmi
kat
Kesme, kesilme. İlgiyi kesme
kat
Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü
kat
Jeoloji zamanlarından bir dönem içinde oluşmuş katmanlı kayaçlar
kat
Tekrarlanan bir sayının toplamı
kat
Daire
kat
Giyeceklerde takım: "Birer kat elbise ile kalacağız."- A.Gündüz
kat
İlgiyi kesme
kat
Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey. Üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka
kat
Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü: "Yemekten sonra evin üst katında, ocaklı bir odaya çıktık."- S. F. Abasıyanık
kat
Huzur
kat
Makam, mevki
kat sayı
Bir niceliğin kaç katı alındığını gösteren sayı
kat sayı
Cisimlerin fiziksel özelliklerini belirten değişmeyen büyüklükler
kat sayı
Bir yasayı anlatan formülün yazılışında yer alan, değişmeyen sayı
kat yuvarı
Yer atmosferinin 10-60 km yükseklikleri arasında kalan katmanı, stratosfer
kat'i
Kesin
kat'ileşme
Kesinleşme
kat'ileşmek
Kesinleşmek
kat'iyen
Kesin olarak, kesinlikle
kat'iyen
Hiçbir zaman, asla
kat'iyet
Kesinlik
kat
(Osmanlı Dönemi) asla, kesinlikle, hiç bir zaman
ortak kat
Birtakım tam sayıların katı olabilecek sayı
yalın kat
Basit, derinliği olmayan, üstünkörü
yalın kat
Sağlam olmayan, dayanıksız
zemin kat
bakınız: zemin katı
çekme kat
Apartmanda veya evlerde dört yanı teras olarak bırakılan en üst kat
üst kat
Bulunulan yere göre bir üst daire ve bölüm
üç kat
Bir kumaş örgüsünde üç ipliğin bir iplik yerine kullanılması
kat kat
Favorites