in that

listen to the pronunciation of in that
English - Turkish
bakımından

TV aklınızı pasif durumda tutması bakımından zararlıdır. - TV is harmful in that it keeps your mind in a passive state.

İnsan oğlu konuşabilmeleri ve gülebilmeleri bakımından hayvanlardan farklıdır. - Human beings differ from other animals in that they can speak and laugh.

yönüyle
diği için
mademki
-diğinden
şu bakımdan ki
-diğinden dolayı
madem ki
madem
-diğine göre
-dığı için
çünkü
cihetiyle
in that case
o halde

O halde, ben sizin bugün gelmeniz gerektiğini düşünüyorum. - In that case, I think you should come in today.

in that case
(Konuşma Dili) o durumda
in that case
şu halde
in that case
(Konuşma Dili) öyle olursa
in that sense
o anlamda
in that way
o şekilde

Ben sizin hakkınızda o şekilde düşünmüyorum. - I don't think about you in that way.

in that case
o zaman
in us
Bize
in you
sizde
in that case
demek oluyor ki
in that case
öyleyse
in that case
o takdirde

O takdirde, öyle olsun. - In that case, so be it.

English - English
In the fact that; in the sense that; for the cause or reason that; because

This essay is a good one in that it comprehensively outlines all the major arguments on this issue.

(formal) in or into that thing or place; "they can read therein what our plans are"
since, because of, in the sense that
in that case
by this chance, in that situation, if so
in that case
then
in this
(formal) in or into that thing or place; "they can read therein what our plans are"
in that
Favorites