hafifleştirmek

listen to the pronunciation of hafifleştirmek
Turkish - English
modulate
to render (someone) frivolous
to make (something) lighter, lighten (in weight)
to lighten, ease
lighten
attenuate
soothe
hafif
light

It's good now; neither too heavy nor too light. - O şimdi iyi; ne çok ağır ne de çok hafif.

You'd better not make light of him. - Onu hafife almasan iyi olur.

hafif
mild

Taiwanese food is milder than Indian food. - Tayvan yemeği, Hint yemeğinden daha hafiftir.

We have a mild winter this year. - Bu yıl hafif bir kış var.

hafif
{s} slight

Several slight shocks followed the earthquake. - Depremi çok sayıda hafif şoklar izledi.

A nerve cell responds to a slight stimulus. - Bir sinir hücresi hafif bir uyarıcıya yanıt verir.

hafif
lightweight

This carbon fiber bicycle is incredibly lightweight. - Bu karbon fiber bisiklet inanılmaz hafiftir.

This titanium bicycle made in Italy is incredibly lightweight. - İtalya'da yapılan bu titanyum bisiklet inanılmaz hafiftir.

hafif
{s} weak

I like my coffee weak. - Kahvemi hafif severim.

I'd like my coffee weak. - Kahvemi hafif istiyorum.

hafif
{s} small
hafif
{s} distant
hafif
thin

I think you underestimate them. - Sanırım onları hafife alıyorsun.

I think you underestimate us. - Sanırım bizi hafife alıyorsun.

hafif
{s} cushy
hafif
wishywashy
hafif
feathery
hafif
tap

Someone tapped me on the shoulder. - Birisi omuzuma hafifçe vurdu.

Tom tapped on the window. - Tom pencereye hafifçe vurdu.

hafif
hooly
hafif
salinity
hafif
lite
hafif
flighty
hafif
bland
hafif
flimsy
hafif
delicate
hafif
favonian
hafif
subtle
hafif
insubstantial
hafif
corky
hafif
casual
hafif
flippant
hafif
tenuous
hafif
soft

The dog barked softly. - Köpek hafifçe havladı.

The candle's flame is flickering in the soft breeze. - Mumun alevi hafif rüzgarda titriyor.

hafif
weightless
hafif
gentle

She gave the door a gentle push. - O, kapıyı hafifçe itti.

hafif
subdued
hafif
diluted
hafif
gauzy
hafif
gauze
hafif
underproof
hafif
easy of digestion
hafif
light, mild, not heavy or strong
hafif
{s} dulcet
hafif
airy
hafif
(tartışma) unsound
hafif
{s} loose
hafif
skittish
hafif
{s} feeble
hafif
gossamer
hafif
{s} frivolous
hafif
feint
hafif
gaseous
hafif
{s} lenient
hafif
light, relaxed, at ease, free from trouble
hafif
piano
hafif
{s} digestible
hafif
{s} frail
hafif
light, easy, mild
hafif
lightminded
hafif
light, thin, slight
hafif
light (in weight)
hafif
light, mild (punishment, penalty, sentence, etc.)
hafif
lightly

Tom knocked lightly on Mary's door. - Tom Mary'nin kapısını hafifçe çaldı.

I dress lightly all the time. - Her zaman hafifçe giyinirim.

hafif
unsubstantial
hafif
(yemek) blancmange
hafif
light, slight, mild, not intense
hafif
slang penniless, broke
hafif
light, frivolous, flighty
hafif
light, gentle, mild
hafif
(çay vs.) wishy-washy
hafif
lightly, slightly, mildly
hafif
light (music)
hafif
dilute
hafif
light, mild (food); light (meal, drink)
hafif
slight, small, little (sound, voice, noise)
hafif
slight, gradual (incline, slope, etc.)
hafif
light (sleep)
hafif
light, slight, slightly evident
hafif
light " yeğni; easy" " kolay; weak, dilute; slight, gentle, mild; (yiyecek, içecek, vb.) mild; (ağrı) dull; unimportant, insignificant; flighty" hoppa
Turkish - Turkish
Hafiflemesine yol açmak
HAFÎF
(Osmanlı Dönemi) Kuş uçarken, at koşarken veya rüzgâr eserken meydana gelen hışırtı, hışlama
HAFİF
(Osmanlı Dönemi) Ağır olmayan. Hafif. Yeğni
Hafif
(Osmanlı Dönemi) FEZR
Hafif
yeyni
Hafif
(Osmanlı Dönemi) VESN
hafif
Sıkıntısız, ferah, rahat
hafif
Miktarı az, sindirimi kolay
hafif
Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa
hafif
Etkisi az olan
hafif
Kalınlığı veya yoğunluğu az olan
hafif
Çok dik olmayan (sırt, yokuş)
hafif
Çabuk uyanılan
hafif
Zorlu olmayan
hafif
Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek): "Onlar da akşam yemeğini pek hafif yerlerdi."- S. F. Abasıyanık
hafif
Kalınlığı veya yoğunluğu az olan: "Dışarıda yanan lambanın aydınlığıyla burası hafif bir karanlık içindeydi."- M. Ş. Esendal
hafif
Güç veya yorucu olmayan, kolay
hafif
Aruz vezninde bir birim
hafif
Gücü az olan, belli belirsiz: "Kaskatı kesilmiş vücudu, suyun hafif akıntısına uyarak yavaş yavaş uzaklaştı."- R. N. Güntekin
hafif
Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı
hafif
Etkisi az olan. Önemli olmayan. Çabuk uyanılan (uyku). Çok dik olmayan (sırt, yokuş): "Hafif bir meyilden indik."- H. R. Gürpınar
hafif
Ağır başlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa
hafif
Önemli olmayan
hafif
Gücü az olan, belli belirsiz
hafifleştirme
Hafifleştirmek işi
English - Turkish

Definition of hafifleştirmek in English Turkish dictionary

hafif
(Meteoroloji) kar sağanağı
hafifleştirmek
Favorites