gidiş

listen to the pronunciation of gidiş
Turkish - English
going

Nothing will stop his going. - Gidişini hiçbir şey durdurmaz.

There is nothing to prevent my going. - Benim gidişimi engelleyecek hiçbir şey yok.

conduct
deportment
(Hukuk) trend

The trend isn't looking good. - Gidişat iyi görünmüyor.

gill
departure, going; course; movement, gait; conduct, way of life
behavior, attitude, conduct
manner of life, way of living
pace, tempo
sequence
departure, leaving
departure

He decided he would put off his departure. - Gidişini ertelemeye karar verdi.

He put off his departure till Sunday. - Gidişini Pazara kadar erteledi.

tenor
process
outgoing
go
manner of going, pace
march
movement
proceeding
pattern
stream
egress
tack
egression
of going
in going
gait
tempo
departures
gidiş geliş
traffic
gidiş dönüş bileti
return ticket

I have a return ticket to Tokyo. - Tokyo'ya bir gidiş dönüş biletim var.

I have a return ticket to Osaka. - Osaka'ya bir gidiş dönüş biletim var.

gidiş geliş (gemi/tren)
boarding
gidiş, yol, tarz, tempo
going, way, style, tempo
gidiş bileti
single, one-way ticket
gidiş bileti
one-way ticket
gidiş dönüş
return, round trip
gidiş dönüş
round trip

Round trip? Only one-way. - Gidiş dönüş mü? Sadece tek yön.

Did you buy a round trip ticket? - Gidiş dönüş bileti aldın mı?

gidiş dönüş bileti
round trip ticket
gidiş dönüş yolculuğu
round trip
gidiş dönüş/geliş
1. round trip. 2. round-trip (ticket), Brit. return (ticket)
gidiş geliş seferi
shuttle
gidiş gelişe uygunluk
(su) navigability
gidiş o gidiş
That was the last that was seen of him
gidiş yönü
set
git
go
git
{f} going

Before going to work in Paris, I must brush up on my French. - Paris'e çalışmaya gitmeden önce Fransızcamı tazelemeliyim.

Before going to study in Paris, I must brush up on my French. - Paris'e çalışmaya gitmeden önce Fransızcamı tazelemeliyim.

tek gidiş
one way
git
{f} gone

Mathematics is the part of science you could continue to do if you woke up tomorrow and discovered the universe was gone. - Matematik, yarın kalkarsan ve evrenin gittiğini keşfedersen yapmaya devam edebileceğin, bilimin bir parçasıdır.

She may have gone out to do some shopping. - O biraz alışveriş yapmak için dışarı gitmiş olabilir.

(bilet) gidiş
one-way
(bilet) gidiş-dönüş
return
gidiş dönüş
return

I have a return ticket to Tokyo. - Tokyo'ya bir gidiş dönüş biletim var.

I have a return ticket to Osaka. - Osaka'ya bir gidiş dönüş biletim var.

gidiş geliş
there and back
git
(Meteoroloji) met

When I went to Tokyo, I met him. - Ben Tokyo'ya gittiğim zaman ona rastladım.

Who's your favorite heavy metal guitarist? - Favori heavy metal gitaristin kim?

git
going to

Before going to study in Paris, I must brush up on my French. - Paris'e çalışmaya gitmeden önce Fransızcamı tazelemeliyim.

Before going to study in Paris, I have to brush up on my French. - Paris'e çalışmaya gitmeden önce Fransızcamı tazelemek zorundayım.

git
went

We went to London last year. - Geçen yıl Londra'ya gittik.

Do you know where your dad went? - Babanın nereye gittiğini biliyor musun?

git
get along with

I just can't get along with him. - Onunla anlaşamadım gitti.

git
ebb
git
türkçeyi ingilizceye çevir
git
go#to
kötü gidiş
going bad
GiT
goto
ağır gidiş
crawl
bir gidiş dönüş bilet lütfen
a round-trip ticket please
bu gidiş dönüş bileti ne zamana kadar geçerli
How long is a round trip ticket good for
debi gidiş çizgisi
(Denizbilim) flow course line
doğru gidiş
directness
geliş-gidiş hava sahası kontrol grubu
(Askeri) arrival/departure airfield control group
geliş-gidiş kontrol grubu
(Askeri) arrival/departure control group
git
go to

I want to go to America someday. - Bir gün Amerika'ya gitmek istiyorum.

I wish to go to Hawaii. - Hawaii'ye gitmeyi diliyorum.

kötüye gidiş
ebb
tek gidiş bileti
single
tek gidiş bileti
one-way ticket
English - English

Definition of gidiş in English English dictionary

git
A contemptible person
git
To leave
git
A silly, incompetent, stupid, annoying, or childish person
git
disapproval If you refer to another person as a git, you mean you dislike them and find them annoying. Variant of get. an offensive word for an unpleasant and annoying person, especially a man (get (16-20 centuries), from get )
git
a person who is deemed to be despicable or contemptible; "only a rotter would do that"; "kill the rat"; "throw the bum out"; "you cowardly little pukes!"; "the British call a contemptible person a `git'"
git
To get
git
Group travel in which individuals purchase a group package in which they will travel with others along a pre-set itinerary
git
Abr Group inclusive tour A group tour that is offered only if a minimum number of people book for it
git
{f} get (Colloquial)
git
A stupid or unpleasant person
git
synonym for gastrointestinal tract
English - Turkish

Definition of gidiş in English Turkish dictionary

git
(Argo) defol, kış kış
gidiş
Favorites