Tom eğlenmeyi seviyor.
- Tom likes to have fun.
Tom'un eğlenmediği izlenimini aldım.
- I got the impression Tom wasn't having any fun.
O sadece eğlence için periyodik tabloyu ezberledi.
- He learnt the periodic table by heart just for fun.
Motosiklete binmek eğlencelidir.
- It's fun to ride a motorcycle.
O, komik bir hikaye ile bizi neşelendirdi.
- He amused us with a funny story.
Motosiklete binmek eğlencelidir.
- It's fun to ride a motorcycle.
Tatoeba'da cümleleri çevirmek ev ödevi yapmaktan daha eğlenceli.
- Translating sentences on Tatoeba is more fun than doing homework.
Sadece soyadınızı büyük harflerle yazın.
- Write only your family name in capitals.
Onların soyadı posta kutusunda yazılıdır.
- Their family name is written on their mailbox.
Tom mahkum edilmişse aile adımız mahvolacak.
- Our family name will be ruined if Tom is convicted.
Watanabe benim aile adımdır.
- Watanabe is my family name.
Lehçesinden dolayı, Tom her zaman John'la alay eder.
- Tom always makes fun of John because of his dialect.
Yabancılarla alay etme.
- Don't poke fun at foreigners.
Şakadan böyle bir şey yapmayın.
- Don't do such a thing in fun.
Şakaların komik değil.
- Your jokes aren't funny.