eğlenceli

listen to the pronunciation of eğlenceli
Turkish - English
entertaining

This is an entertaining program for children. - Bu, çocuklar için eğlenceli bir program.

This TV program seems to be very entertaining. - Bu TV programı çok eğlenceli görünüyor.

amusing

Foreign people are amusing. - Yabancı insanlar eğlenceli.

This book is not less amusing than that one. - Bu kitap, o kitaptan daha az eğlenceli değil.

sociable
funny

The movie wasn't as funny as the book. - Film kitap kadar eğlenceli değildi.

Life's a funny thing. - Yaşam eğlenceli bir şey.

saturnalian
lively
enjoyable

He thanked the host for the very enjoyable party. - O, çok eğlenceli parti için ev sahibine teşekkür etti.

This novel is fun and enjoyable. - Bu roman eğlenceli ve zevkli.

amusing, entertaining, funny, droll, enjoyable
rollicking
upbeat
entertaining, amusing
enjoy

He thanked the host for the very enjoyable party. - O, çok eğlenceli parti için ev sahibine teşekkür etti.

Tom found the experience enjoyable. - Tom deneyimi eğlenceli buldu.

fun

Listening to music is lots of fun. - Müzik dinlemek çok eğlenceli.

It's fun to ride a motorcycle. - Motosiklete binmek eğlencelidir.

droll
quizzical
festal
mirthful
saucy
recreational
jocose
eğlence
amusement

Tom went to an amusement park. - Tom bir eğlence parkına gitti.

Where do you want to go today? An amusement park, or maybe a movie? - Bugün nereye gitmek istiyorsun? Eğlence parkına mı yoksa belki filme mi?

eğlence
entertainment

There's no entertainment in the countryside. - Kırsal bölgede hiç eğlence yoktur.

Tragedy is the entertainment of the nobles. - Trajedi soyluların eğlencesidir.

eğlence
fun

He learnt the periodic table by heart just for fun. - O sadece eğlence için periyodik tabloyu ezberledi.

It's fun to ride a motorcycle. - Motosiklete binmek eğlencelidir.

eğlenceli olmak
jump
eğlenceli olmayan
unamusing
eğlenceli toplantı
do
eğlenceli vakit
rollicking time
eğlenceli şey
gas
eğlence
{i} play

It's fun to play tennis. - Tenis oynamak eğlenceli.

It is great fun to play with a puppy. - Bir köpek yavrusu ile oynamak çok eğlenceli.

eğlence
distraction

I need a distraction. - Bir eğlenceye ihtiyacım var.

eğlence
high jinks
eğlence
diversion

Movies are a great diversion. - Filmler büyük bir eğlence.

eğlence
recreational

Recreational drug use inspires many urban legends. - Eğlence uyuşturucu kullanımı birçok şehir efsanelerine ilham veriyor.

eğlence
{i} relaxation
eğlence
social

A socialite is a person who is well known in fashionable society and is fond of social activities and entertainment. - Bir sosyete moda toplumda iyi tanınan ve sosyal faaliyetlere ve eğlenceye düşkün bir kişidir.

eğlence
{i} pastime

Playing the piano is her favorite pastime. - Piyano çalma onun gözde eğlencesidir.

What's your favorite pastime? - En sevdiğin eğlencen nedir.

eğlence
blow out
eğlence
entertaining

This TV program seems to be very entertaining. - Bu TV programı çok eğlenceli görünüyor.

This game is very entertaining. - Bu oyun çok eğlenceli.

eğlence
festival
eğlence
joy

Where there is music there is joy. - Müziğin olduğu yerde eğlence var.

Music gives sound to fury, shape to joy. - Müzik öfkeye ses, eğlenceye şekil verir.

eğlence
(deyim) fun and games

Would you cut that crap out? I'm not in the mood for fun and games. - Şu zırvayı keser misin? Oyun ve eğlence için havamda değilim.

We are not here for fun and games. - Biz eğlence ve oyunlar için burada değiliz.

eğlence
fling
eğlence
delectation
eğlence
spree
eğlence
dance

It's fun to watch you dance. - Dans etmeni izlemek eğlenceli.

eğlence
recreation

Playing go is my only recreation. - Go oynamak tek eğlencem.

Recreational drug use inspires many urban legends. - Eğlence uyuşturucu kullanımı birçok şehir efsanelerine ilham veriyor.

eğlence
revel
eğlence
pleasure

I don't like to mix business with pleasure. - İşi eğlenceyle karıştırmaktan hoşlanmıyorum.

Did you go abroad for pleasure or on business? - Yurtdışına eğlence için mi yoksa iş için mi çıktın?

eğlence
merrymaking

After all the merrymaking, the apartment was in great disarray. - Tüm eğlenceden sonra daire büyük bir karışıklık içindeydi.

eğlence
{i} lark

Don't come to school to lark around. - Sadece eğlence için okula gelme.

eğlence
{i} party

He thanked the host for the very enjoyable party. - O, çok eğlenceli parti için ev sahibine teşekkür etti.

Her party was really fun. - Onun partisi gerçekten eğlenceliydi.

eğlence
plaything
eğlence
pasttime
eğlence
binge
eğlence
beano
eğlence
bash
aşırı eğlenceli
saturnalian
eğlence
{i} racket
eğlence
jamboree
eğlence
frolic
eğlence
rollick
eğlence
{i} setout
eğlence
{i} sport

Australians excel at sports and entertainment. - Avustralyalılar spor ve eğlencede üstündürler.

eğlence
amusement, entertainment, fun, recreation, pastime, festivities, diversion; plaything, joy
eğlence
something that entertains or amuses, (an) entertainment
eğlence
entertainment, fun, amusement
eğlence
fete
eğlence
jolliness
eğlence
party, entertainment
eğlence
{i} resource
eğlence
festivity

Once the festivity finishes, we'll go back to work. - Eğlence bittiğinde işe geri döneceğiz.

eğlence
gag
eğlence
jollification
eğlence
merriment
eğlence
conviviality
eğlence
gaiety
eğlence
carnival
eğlence
easy task, a piece of cake
eğlence
rejoicing
eğlence
{i} jollity
eğlence
potlatch
eğlence
{i} saturnalia
eğlence
rejoicings
eğlence
regale
eğlence
divertissement
eğlence
{i} frivolity
çocuklar için eğlenceli oyunlarınız var mı
Do you have entertaining games for children
Turkish - Turkish
Eğlendiren, hoşa giden: "Eğlenceli bir şehirde, seninle yaşamak istiyorum."- S. F. Abasıyanık
Eğlendiren, hoşa giden
ahenkli
şenlikli
Eğlence
zevk

Basket oynamak çok zevklidir. - Basketbol oynamak çok eğlenceli.

Eğlence
sefahat
eğlence
Eğlenme işi: "Biz bu işe tuhaf bir merakla eğlence şeklinde başladık."- F. R. Atay
eğlence
Eğlenme işi
eğlence
Neşeli ve hoşça vakit geçirilen toplantı
eğlence
Neşeli ve hoşça vakit geçirten şey: "Karıma göre en güzel eğlence, kırda yayan gezmek, kırların havasından istifade etmektir."- Ö. Seyfettin
eğlence
Neşeli ve hoşça vakit geçirilen toplantı: "Boş arsalara çeşitli eğlence çadırları kurulur."- S. Ayverdi
eğlence
Neşeli ve hoşça vakit geçirten şey
eğlenceli
Favorites