She took pains to educate her children.
- O, çocuklarını eğitmek için saçını süpürge etti.
Tom hired someone to train his dog.
- Tom köpeğini eğitmek için birini kiraladı.
Dan didn't even want to train Linda.
- Dan Linda'yı eğitmek bile istememişti.
Educating the mind without educating the heart is no education at all.
- Kalbi eğitmeden zihni eğitmek hiç eğitim görmemektir.
Ford was poorly educated.
- Ford kötü eğitim gördü.
My very educated mother just showed us nine planets.
- Benim çok eğitimli annem az önce bize dokuz gezegeni gösterdi.
He was trained as a lawyer.
- O bir avukat olarak eğitildi.
I trained the dog to do tricks.
- Oyun yapması için köpeği eğittim.
The training session is scheduled to begin at 4 p.m.
- Eğitim oturumunun 16:00'da başlaması planlandı.
Tom can't ride a bicycle very well yet, so his bicycle has training wheels.
- Tom henüz bisiklete çok iyi binemiyor, bu yüzden onun bisikletinin eğitim tekerlekleri var.
You must educate your tongue to distinguish good coffee from bad.
- İyi kahveyi kötü kahveden ayırt etmek için dilini eğitmelisin.
Ford was poorly educated.
- Ford kötü eğitim gördü.
It is not easy to train dogs.
- Köpekleri eğitmek kolay değil.
Musical talent can be developed if it's properly trained.
- Düzgün bir şekilde eğitilirse müzikal yetenek geliştirilebilir.
Fadil paid for Layla's schooling.
- Fadıl, Leyla'nın eğitimi için ödeme yaptı.
The mandatory character of schooling is rarely analyzed in the multitude of works dedicated to the study of the various ways to develop within children the desire to learn.
- Eğitimin zorunlu karakteri çocukların içinde öğrenme arzusu geliştirmek için çeşitli şekillerde çalışmaya adanmış işlerin çokluğunda nadiren analiz edilir.
Do you know anything about training dogs?
- Köpekleri eğitme hakkında bir şey biliyor musun?