Daddy, may I go out and play?
- Baba, dışarıya çıkıp oyun oynayabilir miyim?
I can't go out because I have a lot of homework.
- Dışarıya çıkamam çünkü çok ödevim var.
Apply sunscreen before you go outdoors.
- Dışarıya çıkmadan önce güneş kremi sürün.
Everyone rushed outdoors.
- Herkes dışarıya koştu.
I shivered with cold when I went outside.
- Dışarıya çıkınca soğuktan tir tir titredim.
Both of them went to the window to look outside.
- Her ikisi de dışarıya bakmak için pencereye gitti.
It is very cold outside. You'll catch a cold without a coat.
- Dışarıda hava çok soğuk, ceketsiz üşüteceksin.
I didn't feel like studying because the noise outside was getting on my nerves.
- Dışarıdaki gürültü sinirime dokunduğu için canım çalışmak istemedi.
Do you want to go out and get something to eat?
- Dışarıya çıkmak ve yiyecek bir şey almak ister misin?
It's fun to go out with him.
- Onunla dışarıya çıkmak eğlenceli.
Most young adults enjoy going out at night.
- Çoğu genç yetişkin geceleyin dışarı çıkmaktan hoşlanır.
I can't go out because I have a lot of homework.
- Dışarıya çıkamam çünkü çok ödevim var.
Be sure to turn off the gas before you go out.
- Dışarı çıkmadan önce gazın kapalı olduğundan emin olun.
He rushed out of the office.
- O ofisten dışarı fırladı.
The sky is clear and the wind is refreshingly cool. It's a perfect day to spend outdoors.
- Gökyüzü açık ve rüzgar ferahlatıcı biçimde serin. Dışarıda geçirmek için harika bir gün.
The outside of the house was very run down.
- Evin dışarısı çok köhneydi.
Sami would never go outside of his house.
- Sami asla evinden dışarı çıkmazdı.
A young person is waiting for you outside.
- Genç bir adam seni dışarıda bekliyor.
A person named Jones came while you were out.
- Sen dışarıdayken Jones adında bir kişi geldi.