dışarıya

listen to the pronunciation of dışarıya
Turkish - English
1. outside, out, towards the outside. 2. abroad
out

Daddy, may I go out and play? - Baba, dışarıya çıkıp oyun oynayabilir miyim?

I take an umbrella with me when I go out. - Ben dışarıya giderken yanımda bir şemsiye alırım.

outward
outdoors

Everyone rushed outdoors. - Herkes dışarıya koştu.

Apply sunscreen before you go outdoors. - Dışarıya çıkmadan önce güneş kremi sürün.

out, outside, outwards, outward; abroad
outwards
outside

I shivered with cold when I went outside. - Dışarıya çıkınca soğuktan tir tir titredim.

Both of them went to the window to look outside. - Her ikisi de dışarıya bakmak için pencereye gitti.

dışarı
{i} outside

It is very cold outside. You'll catch a cold without a coat. - Dışarıda hava çok soğuk, ceketsiz üşüteceksin.

Could we have a table outside? - Dışarıda bir masaya oturabilir miyiz?

dışarıya çıkmak
go out

It's fun to go out with him. - Onunla dışarıya çıkmak eğlenceli.

It's fun to go out with her. - Onunla dışarıya çıkmak eğlenceli.

dışarıya satmak
export
dışarıya mal göndermek
export
dışarıya açılmak
open out
dışarıya bakan ön diş
bucktooth
dışarıya fırlamak
1. to (jump up and) rush out. 2. (for eyes) to protrude
dışarıya giden
outward
dışarıya hücum
sally
dışarıya iş vermek
put out
dışarıya kaydırma
shift out
dışarıya okuma
readout
dışarıya yuvarlama
roll-out
dışarıya çıkmak
fall out
dışarıya çıkmak
go outside
dışarıya çıkmak
sally out
dışarıya çıkmak
a) to go out b) to take the air
dışarıya çıkmak
sally forth
dışarı
out

Most young adults enjoy going out at night. - Çoğu genç yetişkin geceleyin dışarı çıkmaktan hoşlanır.

I wish you would shut the door when you go out. - Keşke dışarı çıktığın zaman kapıyı kapatsan.

dışarı
(Bilgisayar) inset
dışarı
off

Jane offered to take care of our children when we were out. - Jane biz dışarıda iken bizim çocuklarımıza bakmayı teklif etti.

Be sure to turn off the gas before you go out. - Dışarı çıkmadan önce gazın kapalı olduğundan emin olun.

dışarı
forth
dışarı
clear

The sky is clear and the wind is refreshingly cool. It's a perfect day to spend outdoors. - Gökyüzü açık ve rüzgar ferahlatıcı biçimde serin. Dışarıda geçirmek için harika bir gün.

dışarı
the space outside
dışarı
outside, exterior; out; abroad
dışarı
foreign lands, abroad
dışarı
exterior
dışarı
the outside, exterior
dışarı
the provinces (as opposed to the capital); the country (as opposed to the town)
dışarı
outside of

Sami would never go outside of his house. - Sami asla evinden dışarı çıkmazdı.

The outside of the house was very run down. - Evin dışarısı çok köhneydi.

dışarı
ex
dışarı
per

Tom got his learner's permit yesterday, so he's out with his father practicing driving. - Tom dün ön ehliyetini aldı, bu yüzden araba sürmeyi pratik yapmak için babası ile birlikte dışarıda.

A person named Sato came to visit while you were out. - Sen dışarıdayken Sato isimli biri seni ziyarete geldi.

Turkish - Turkish

Definition of dışarıya in Turkish Turkish dictionary

dışarı
Yurt dışı
dışarı
Dışa, dış çevreye: "Artık komutanlardan başka hiç kimse dışarı çıkmazdı."- A. İlhan
dışarı
Dış çevre, dış yer, hariç: "Dışarıda yağmur yağıyor."- S. F. Abasıyanık
dışarı
Dış çevre, dış yer, hariç
dışarı
Yurt dışı: "Dışarıyla iyi geçiniyorduk, Yunanlılarla az kalsın birleşecek kadar sıkı fıkı idik."- B. Felek
dışarı
Kişinin konutundan ayrı olan yer
dışarı
Dışa, dış çevreye
dışarı
Kişinin konutundan ayrı olan yer: "Dışarıda, çocuklar birdirbir oynamaya dalmışlardı."- A. İlhan