connecting a subordinate clause indicating purpose

listen to the pronunciation of connecting a subordinate clause indicating purpose
English - Turkish

Definition of connecting a subordinate clause indicating purpose in English Turkish dictionary

that
o
that
bağlaç ki
that
{z} (çoğ. those)
that
bu kadar

Lenny'nin nasıl çiğnemeden veya boğulmadan tam bir sosisli sandvici yutabildiğine bak? Bu nedenle üst idare onu bu kadar fazla sever. - See how Lenny can swallow an entire hot dog without chewing or choking? That's why upper management loves him so much.

Bugünlük bu kadar yeter. - That's enough for today!

that
(sıfat) öteki
that
Keşke

Keşke o zaman bütün hikayeyi bana anlatsaydın! - If only you had told me the whole story at that time!

Keşke o gitarı alabilsem. - I wish I could buy that guitar.

that
için

Bu, bir kişi için küçük bir adımdır ama insanlık için dev bir sıçramadır. - That's one small step for man, one giant leap for mankind.

Bu, bir kişi için küçük bir adımdır ama insanlık için dev bir sıçramadır. - That's one small step for a man, one giant leap for mankind.

that
diye

Ek olarak yaşlılar birbirleriyle sosyalleşebilsin ve Amerikan hayatının aktif üyeleri olarak kalabilsinler diye birçok topluluk kurulmuştur. - In addition many groups have been formed so that the elderly can socialize with one another and remain active participants in American life.

Herkes işitebilsin diye lütfen yüksek sesle oku. - Please read it aloud so that everyone can hear.

that
in that mademki
that
-en
that
ki
that
-dığı
that
-diği(ni)
that
öylesine

Hikayeye inanacak kadar öylesine aptal değildir. - He is not such a fool as to believe that story.

Erkek kardeşim okumaya öylesine dalmıştı ki odaya girdiğimde beni farketmedi. - My brother was so absorbed in reading that he did not notice me when I entered the room.

that
ki o

Erkek kardeşim okumaya öylesine dalmıştı ki odaya girdiğimde beni farketmedi. - My brother was so absorbed in reading that he did not notice me when I entered the room.

Babam o kadar yaşlıdır ki o çalışamaz. - My father is so old that he can't work.

that
o kadar

John o kadar telaşlıydı ki konuşmaya vakti yoktu. - John was in such a hurry that he had no time for talking.

Havanın o kadar iyi olması tesadüftür. - It is lucky that the weather should be so nice.

that
adl.şu
that
-diği
English - English
that

He must die that others might live.

connecting a subordinate clause indicating purpose

    Hyphenation

    connecting a sub·or·di·nate clause in·di·cat·ing pur·pose

    Turkish pronunciation

    kınektîng ı sıbôrdınıt klôz îndıkeytîng pırpıs

    Pronunciation

    /kəˈnektəɴɢ ə səˈbôrdənət ˈklôz ˈəndəˌkātəɴɢ ˈpərpəs/ /kəˈnɛktɪŋ ə səˈbɔːrdənət ˈklɔːz ˈɪndəˌkeɪtɪŋ ˈpɜrpəs/

    Word of the day

    motile
Favorites