conj. in order for

listen to the pronunciation of conj. in order for
English - Turkish

Definition of conj. in order for in English Turkish dictionary

that
o
that
bağlaç ki
that
{z} (çoğ. those)
that
bu kadar

Lenny'nin nasıl çiğnemeden veya boğulmadan tam bir sosisli sandvici yutabildiğine bak? Bu nedenle üst idare onu bu kadar fazla sever. - See how Lenny can swallow an entire hot dog without chewing or choking? That's why upper management loves him so much.

Ver onu. Sahip olduğunun hepsi bu kadar mı? - Hand it over. That's all you've got?

that
Keşke

Keşke sigara içmeyi bıraksa. - I wish that she would stop smoking.

Keşke Tom daha iyi bir Fransızca konuşanı olabilse. - Tom wishes that he could be a better French speaker.

that
(sıfat) öteki
that
diye

Ek olarak yaşlılar birbirleriyle sosyalleşebilsin ve Amerikan hayatının aktif üyeleri olarak kalabilsinler diye birçok topluluk kurulmuştur. - In addition many groups have been formed so that the elderly can socialize with one another and remain active participants in American life.

Kilo alacağı korkusuyla diyet yapıyor. - She is on a diet for fear that she will put on weight.

that
için

Bu, bir kişi için küçük bir adımdır ama insanlık için dev bir sıçramadır. - That's one small step for a man, one giant leap for mankind.

O, geçen yıl o şirket için çalışmaya başladı. - He began to work for that company last year.

that
in that mademki
that
-diği
that
-en
that
ki
that
öylesine

Öylesine büyük bir malikhâneyi nasıl idare edeceğimi bilmiyorum. - I don't know how to manage that large estate.

Linda'nın hayal kırıklığı öylesine fazlaydı ki gözyaşlarına boğuldu. - Such was Linda's disappointment that she burst into tears.

that
-diği(ni)
that
ki o

O kadar iyi bir kitap ki onu üç kez okudum. - That was so good a book that I read it three times.

Babam o kadar yaşlıdır ki o çalışamaz. - My father is so old that he can't work.

that
o kadar

Havanın o kadar iyi olması tesadüftür. - It is lucky that the weather should be so nice.

O kadar kötü birisi ki kimse ondan hoşlanmaz. - He is such a bad person that everybody dislikes him.

that
adl.şu
that
-dığı
in order for
sin diye, ...mek için, ...mesi için, ... için
in order for
-mesi için, -sin diye
English - English
that
in order for
With the result or aim that
in order for
So that, in order that
conj. in order for
Favorites