Benim niyetim size herhangi bir şekilde zarar vermek değildir.
- It is not my intent to hurt you in any way.
İşlerine karışmaya niyetim yok.
- I have no intention of meddling in your affairs.
Ben daha dikkatlice okuyacağım.
- I'll read more attentively.
Tom dikkatlice dinledi.
- Tom listened attentively.
Onların amaçları açıktır.
- Their intentions are obvious.
Amaçlarını bilmem gerekiyor.
- I need to know your intentions.
Tom dikkatle dinledi.
- Tom listened intently.
Tom dikkatle dinliyor.
- Tom is listening intently.
Öğretmen açıklamamı dikkatle dinledi.
- The teacher listened attentively to my explanation.
Onlar dersi dikkatle dinliyorlardı.
- They were listening to the lecture attentively.
Tom bu hatayı kasıtlı olarak yaptı.
- Tom made this mistake intentionally.
Onun kasıtlı olmadığına eminim.
- I'm sure that wasn't intentional.
Watch attentively. I'll show you how one does that.
- Schau aufmerksam hin. Ich zeige dir, wie man das macht.
Do your work with more attentiveness.
- Mache deine Arbeit mit mehr Aufmerksamkeit.