anlamlı

listen to the pronunciation of anlamlı
Turkish - English
significant

As everyone knows, today is a very significant day for us. - Herkesin bildiği gibi, bugün bizim için çok anlamlı bir gündür.

Significant differences were found. - Anlamlı farklılıklar bulundu.

{s} meaningful

She gave me a meaningful look. - O, bana anlamlı bir şekilde baktı.

Everyone listened and was very happy, thinking this wedding was both original and meaningful. - Herkes dinledi ve çok mutluydu, düğünün özgün ve anlamlı olduğunu düşündüler.

(Hukuk) significantly
having many meanings
meaningful, expressive, meaning, significant
expressive
pregnant
meaningful, expressive
full of meaning
significative
meaning

Tom gave Mary a meaningful look. - Tom Mary'ye anlamlı bir bakış attı.

Everyone listened and was very happy, thinking this wedding was both original and meaningful. - Herkes dinledi ve çok mutluydu, düğünün özgün ve anlamlı olduğunu düşündüler.

purposeful
revealing
substantive
{s} eloquent
deep
copious
suggestive
pointed
pithy
purportedly
{s} rich

The French language is rich in synonyms. - Fransızca dili eş anlamlı sözcüklerce zengindir.

anlam
sense

You can certainly swim in the lake, but there is no sense in doing so. - Gölde kesinlikle yüzebilirsin fakat öyle yapmanın anlamı yok.

It doesn't make sense to me. - Bana göre bir anlamı yok.

anlam
meaning

The term hutong, originally meaning water well, came from the Mongolian language about 700 years ago. - Orijinalde su kuyusu anlamına gelen hutong sözcüğü, Moğol dilinden yaklaşık 700 yıl önce gelmiştir.

YouTube videos are very meaningless. - YouTube videoları çok anlamsız.

anlamlı söz
pointer
anlamlı bakış
regard
anlamlı bir şekilde öksürmek
give a cough
anlamlı konuşmak
talk sense
anlamlı olma
pointedness
anlamlı rakam
significant digit
anlamlı rakam kaybı
significance loss
anlamlı yorum
(Hukuk) ab surdo interpretation
anlam
meaning, sense
anlam
{i} denotation
anlam
{i} content

Where a painting's general sense seems clear, moreover, the exact decoding of its content remains in doubt. - Bir resmin genel anlamı açık görünse de, buna rağmen, onun içeriğinin tam çözümü şüpheli kalır.

anlam
{i} inference
zıt anlamlı
opposite
zıt anlamlı
antonymous

The word ‘antonym’ is antonymous to ‘synonym’. - Zıt anlamlı sözcüğü eş anlamlı sözcüğünün zıt anlamlısıdır.

anlam
drift
anlam
effect

Some people find it easier to grasp the short-term effects of smoking. - Bazı insanlar sigaranın kısa vadeli etkilerini anlamayı daha kolay buluyor.

anlam
intention

You have to read between the lines to know the true intention of the author. - Yazarın gerçek niyetini bilmek için yazının gerçek anlamını bulmalısınız.

I don't understand what his intentions are. - Onun niyetlerinin ne olduğunu anlamıyorum.

anlam
construction
istatistik olarak anlamlı
(Tıp) statistically significant
zıt anlamlı kelime
antonym
zıt anlamlı sözcükler
(Bilgisayar) replace with antonym
anlam
sound

I tried to sound out his views. - Onun görüşlerini anlamaya çalıştım.

anlam
{i} mean

What does this mark mean? - Bu işaret ne anlama geliyor?

YouTube videos are very meaningless. - YouTube videoları çok anlamsız.

anlam
implication
anlam
significance

Your thoughts are of no significance at all. - Düşüncelerinizin hiçbir anlamı yok.

anlam
semantics

You're arguing semantics. - Anlambilim tartışıyorsunuz.

anlam
point

There is no point in pretending to be sick. - Hastaymış gibi yapmanın anlamı yok.

I don't see your point. - Siz insanları anlamıyorum.

anlam
rhyme or reason
anlam
meaning to
eş anlamlı
Synonym

If religion were synonymous with morality, Brazil would be the most uncorrupted country in the world. - Din, ahlak ile eş anlamlı olsa, Brezilya dünyada en bozulmamış ülke olur.

The words 'small' and 'little' are synonyms. - Small ve little kelimeleri eş anlamlıdır.

yakın anlamlı
significantly closer
anlam
purview
anlam
tenor
anlam
signification
anlam
significancy
anlam
explanation

Your detailed explanation of the situation has let me see the light. - Durumla ilgili ayrıntılı açıklaman benim anlamamı sağladı.

His explanation was too sketchy. I didn't understand it. - Açıklaması çok baştan savmaydı. Onu anlamadım.

anlam
meaning, sense mana
anlam
acceptation
anlam
purport
anlam
{i} import

Some day you will come to realize the importance of saving. - Bir gün tasarrufun önemini anlamak için geleceksin.

The most important thing is that you understand me. - En önemli şey beni anlaman.

anlam
{i} hang

I don't understand why you hang out with her all the time. - Her zaman onunla niye takılıyorsun anlamıyorum.

I don't understand. Why do you hang out with her all the time? - Anlamıyorum. Niye hep onunla takılıyorsun?

anlam
{i} strain
aynı anlamlı
synonymous
dar anlamlı bir sözcüğü geniş anlamda kullanma
synecdoche
delfi'li apollon'un cevapları gibi iki anlamlı
Delphic
etken anlamlı edilgen yapılı
deponent
etken anlamlı edilgen yapılı fiil
deponent
gizli anlamlı
sibylline
gizli anlamlı
oracular
havuzlu çıkarma gemisi; en düşük anlamlı basamak
(Askeri) landing ship dock; least significant digit
iki anlamlı
ambiguous
iki anlamlı
backhanded
iki anlamlı
double
iki anlamlı
two-edged
iki anlamlı
equivocal
iki karşıt anlamlı
left handed
karşıt anlamlı
antonym(ous)
karşıt anlamlı gram
antonymous, opposite in meaning
karşıt anlamlı sözcük
antonym
tek anlamlı
univocal
tek anlamlı sözcük
univocal
ters anlamlı
ironic
ters anlamlı
ironical
zıt anlamlı sözcük
antonym
zıt anlamlı sözcükler
words of opposite meaning
çift anlamlı
double barreled
çift anlamlı
double barrelled [Brit.]
çift anlamlı
double meaning
çift anlamlı kullanma
syllepsis
çift anlamlı olarak
ironically
çift anlamlı söz
double entendre
çift anlamlı söz
double meaning
ıki anlamlı
Delphic
Turkish - Turkish
Anlamı olan, bir şey demek isteyen, düşündürücü, manalı, manidar
manidar
MANALI
anlamlı anlamlı
Anlamlı olarak
Anlam
meal
Anlam
deme
Anlam
valör
Anlam
mana

Bu kelimenin manası nedir? - Bu sözcüğün anlamı nedir?

Kelimelerin manası kontekste göre değişir. - Kelimelerin anlamı içeriğe göre değişir.

Anlam
medlül
Anlam
fehva
Anlam
medlûl
Anlam
fevha
anlam
Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey; bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, fehva
anlam
Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey
anlam
Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, fehva, valör
eş anlamlı
Anlamları aynı veya birbirine çok yakın olan (kelimeler), anlamdaş, müradif, müteradif, sinonim
iki anlamlı
İki anlama gelen veya iki şekilde yorumlanabilen
iki anlamlı
İkircil
ikiz anlamlı
İkiz anlamı olan
karşıt anlamlı
Anlamları birbirinin karşıtı olan (söz): Aşağı yukarı, ileri geri, siyah beyaz, dar geniş, büyük küçük gibi
tek anlamlı
Tek anlamı olan (kelime veya kavram)
yakın anlamlı
Anlamları arasındaki ayrım çok az olan (kelimeler)
zıt anlamlı
Karşıt anlamlı
çok anlamlı
Çok anlamlılıkla ilgili olan
English - Turkish

Definition of anlamlı in English Turkish dictionary

zıt anlamlı
Opposite, antonym
anlamlı
Favorites