agreement, concurrence, union

listen to the pronunciation of agreement, concurrence, union
English - Turkish

Definition of agreement, concurrence, union in English Turkish dictionary

coincidence
{i} rastlantı

Bunun bir rastlantı olduğunu düşündüm. - I thought it was a coincidence.

Bunun bir rastlantı olduğunu düşünmüyorum. - I don't think it's a coincidence.

coincidence
tesadüf

Sanırım o sadece bir tesadüf. - I think it is a mere coincidence.

Tom bunun bir tesadüf olduğunu sanmıyor. - Tom doesn't think this is a coincidence.

coincidence
(Felsefe) örtüşme
coincidence
çakışım
coincidence
(Biyokimya) eşzamanlılık
coincidence
(Edebiyat) tevarüt
coincidence
(Edebiyat) esindeşlik
coincidence
aynı zamanda olma
coincidence
(Denizbilim) rastlantısal eşzamanlılık
coincidence
rast

Bir sayısal tarih olarak yazıldığında Mart 14, 2015, pi'nin ilk beş rakamına karşılık gelir- yüz yılda bir kez rastlantı! - When written as a numerical date, March 14, 2015 is 3/14/15, corresponding to the first five digits of pi (3.1415) - a once-in-a-century coincidence!

Bu sadece bir rastlantı. - It's just a coincidence.

coincidence
raslantı

Hayat sadece bir raslantı dizisidir. - Life is just a series of coincidences.

coincidence
uygunluk
coincidence
çakışma
coincidence
{i} çatışma
coincidence
çakışma,rastlantı
coincidence
(isim) denk gelme, tesadüf, rastlantı; çatışma
coincidence
(Nükleer Bilimler) çakışma,aynı anda olma, raslaşma
coincidence
uyuşma/tesadüf
English - English
{n} coincidence
agreement, concurrence, union
Favorites