ağlaşmak

listen to the pronunciation of ağlaşmak
Turkish - English
to lament
to weep together
weep together
ağ
{i} network

The profane language used on network television makes many parents with young children not want to subscribe to cable. - Ağ televizyonda kullanılan saygısız dil küçük çocuklu ebeveynlerin kabloluya abone olmayı istememelerine sebep oluyor.

There may be thieves, fakers, perverts or killers in social networks. For your security, you shouldn't believe them. - Sosyal ağlarda hırsızlar, sahteciler, sapıklar veya katiller olabilir. Güvenliğiniz için, onlara inanmamalısınız.

ağ
web

The physical world is a complex web of events, and nothing happens for only one reason.. - Fiziksel dünya olayların karmaşık ağıdır ve hiçbir şey tek bir sebeple gerçekleşmez.

You mustn't swallow unreliable information that's on the Web. - İnternet ağındaki güvenilmez bilgilere inanmamalısın.

ağ
net

There may be thieves, fakers, perverts or killers in social networks. For your security, you shouldn't believe them. - Sosyal ağlarda hırsızlar, sahteciler, sapıklar veya katiller olabilir. Güvenliğiniz için, onlara inanmamalısınız.

Hackers find new ways of infiltrating private or public networks. - Hackerlar, özel ya da kamuya açık ağlara gizlice girmek için yeni yollar arıyorlar.

ağ
{i} tissue
ağ
spider

Spiders like to build spiderwebs. - Örümcekler örümcek ağı yapmayı severler.

The bite of this spider causes intense pain. - Bu örümceğin ısırması şiddetli ağrıya sebep olur.

ağ
(Bilgisayar) node
ağ
nett
ağ
(Matematik) reticle
ağ
grit

Tom is gritting his teeth in obvious pain. - Tom ağrıyan dişlerini gıcırdatıyor.

ağ
(Denizbilim) bunt
ağ
{i} trawl
ağ
crotch
ağ
reticulum
ağ
(Giyim) Crotch (of trousers)
ağ
net; network; (tuzak) net, mesh; (örümcek ağı) web, cobweb
ağ
mesh
ağ
diffraction grating
ağ
fishnet
ağ
reticular
ağ
filet
ağ
net for catching fish
ağ
netting
ağ
dragnet
ağ
graticule
ağ
network; spider's web; cobweb
ağ
{i} gin
ağ
{i} plexus
ağ
rete
ağ
driftnet
ağ
{i} system

The tree's root system stretches over thirty meters. - Ağacın kök sistemi otuz metre boyunca uzanır.

Our company has a well organized system of 200 sales offices, located all over Japan. - Şirketimiz, tüm Japonya'da konuşlanan, iyi organize edilmiş 200 satış ofisi ağına sahiptir.

ağ
{i} cobweb

Laws are like cobwebs, which may catch small flies, but let wasps and hornets break through. - Yasalar örümcek ağı gibidir, küçük sinekleri yakalayabilirler fakat yaban arısı ve eşek arılarının geçmesine izin verirler.

There is a big cobweb in the corner. - Köşede büyük bir örümcek ağı var.

Turkish - Turkish
Sızlanmak
Birlikte ağlamak
Ağ
apışlık
ağ
Örümcek gibi birtakım hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü
ağ
Tuzak
ağ
Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü
ağ
Çaprazlama örgü ile yapılan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file
ağ
İplik, sicim, tel gibi ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Örümcek gibi birtakım hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Ülke yüzeyine yaygınlaştırılmış örgü, şebeke
ağ
Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmışörgü
ağ
Ak
ağ
Pantolonun apış arasına gelen yeri
ağ
Bilgisayar ağı değişik yerlerdeki bilgisayar sistemlerini birbirine bağlayan bir veri iletişim sistemi
ağ
Oyun alanını ortadan ikiye bölen veya kale direkleri arkasına gerilen, iple yapılmış örgü. Çaprazlama örgü ile yapılan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file
ağ
Ülke yüzeyine yaygınlaştırılmış örgü, şebeke
ağ
Tuzak: "Onu, ağına düşmüş bir av gibi ne öldürdü, ne ondurdu."- S. Ayverdi
ağ
Kafes biçimindeki örgü
ağ
Donun veya pantolonun apış arasına gelen yeri, apışlık
ağ
İplik, sicim, tel gibi ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü
ağ
Beyaz, ak
ağlaşma
Ağlaşmak işi