listen to the pronunciation of ağ
Turkish - English
{i} network

There may be thieves, fakers, perverts or killers in social networks. For your security, you shouldn't believe them. - Sosyal ağlarda hırsızlar, sahteciler, sapıklar veya katiller olabilir. Güvenliğiniz için, onlara inanmamalısınız.

Social networking sites are dangerous for people under 13. - Sosyal ağ siteleri, 13 yaşından küçük insanlar için tehlikelidir.

web

I like social networking web sites. - Sosyal ağ sitelerini severim.

The physical world is a complex web of events, and nothing happens for only one reason.. - Fiziksel dünya olayların karmaşık ağıdır ve hiçbir şey tek bir sebeple gerçekleşmez.

net

There may be thieves, fakers, perverts or killers in social networks. For your security, you shouldn't believe them. - Sosyal ağlarda hırsızlar, sahteciler, sapıklar veya katiller olabilir. Güvenliğiniz için, onlara inanmamalısınız.

As Jesus passed along the Sea of Galilee, he saw Simon and his brother Andrew casting a net into the lake. - İsa, Galilee Denizi boyunca geçerken, Simon ve kardeşi Andrew'in göle bir ağ attıklarını gördü.

{i} tissue
spider

The bite of this spider causes intense pain. - Bu örümceğin ısırması şiddetli ağrıya sebep olur.

Have you ever seen a spider spinning its web? - Hiç ağını ören bir örümcek gördün mü?

(Bilgisayar) node
(Matematik) reticle
nett
grit

Tom is gritting his teeth in obvious pain. - Tom ağrıyan dişlerini gıcırdatıyor.

(Denizbilim) bunt
crotch
{i} trawl
reticulum
(Giyim) Crotch (of trousers)
{i} filet
{i} fishnet
{i} system

Our company has a well organized system of 200 sales offices, located all over Japan. - Şirketimiz, tüm Japonya'da konuşlanan, iyi organize edilmiş 200 satış ofisi ağına sahiptir.

The tree's root system stretches over thirty meters. - Ağacın kök sistemi otuz metre boyunca uzanır.

driftnet
{i} mesh
{i} netting
{s} reticular
net; network; (tuzak) net, mesh; (örümcek ağı) web, cobweb
{i} gin
{i} graticule
rete
{i} plexus
{i} dragnet
network; spider's web; cobweb
net for catching fish
diffraction grating
{i} cobweb

There is a big cobweb in the corner. - Köşede büyük bir örümcek ağı var.

Laws are like cobwebs, which may catch small flies, but let wasps and hornets break through. - Yasalar örümcek ağı gibidir, küçük sinekleri yakalayabilirler fakat yaban arısı ve eşek arılarının geçmesine izin verirler.

lar
networks
Turkish - Turkish
apışlık
Oyun alanını ortadan ikiye bölen veya kale direkleri arkasına gerilen, iple yapılmış örgü. Çaprazlama örgü ile yapılan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file
Beyaz, ak
İplik, sicim, tel gibi ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü
Donun veya pantolonun apış arasına gelen yeri, apışlık
Kafes biçimindeki örgü
Tuzak: "Onu, ağına düşmüş bir av gibi ne öldürdü, ne ondurdu."- S. Ayverdi
Ülke yüzeyine yaygınlaştırılmış örgü, şebeke
Örümcek gibi birtakım hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü
Tuzak
Pantolonun apış arasına gelen yeri
Ak
Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmışörgü
İplik, sicim, tel gibi ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Örümcek gibi birtakım hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Ülke yüzeyine yaygınlaştırılmış örgü, şebeke
Çaprazlama örgü ile yapılan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file
Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü
Bilgisayar ağı değişik yerlerdeki bilgisayar sistemlerini birbirine bağlayan bir veri iletişim sistemi
History
Favorites