-e alışkın

listen to the pronunciation of -e alışkın
Turkish - English

Definition of -e alışkın in Turkish English dictionary

-e alışkın
accustomed to
alışkın olmak
be used to
alışkın
used to

She is used to living alone. - Yalnız yaşamaya alışkın.

He is used to walking long distances. - O uzun mesafe yürümeye alışkın.

denize alışkın olmayan
freshwater
alışkın
trained
alışkın
accustomed

He's accustomed to traveling. - O, seyahat etmeye alışkındır.

The more countries a language is spoken in, the less important it is to sound like a native speaker, since speakers of that language are accustomed to hearing various dialects. - Bir dil ne kadar çok ülkede konuşulursa, yerli konuşanı gibi ses çıkarmak o kadar daha az önemlidir, çünkü o dilin konuşanları değişik lehçeler duymaya alışkındır.

alışkın
used (to), accustomed (to)
alışkın olarak
familiarly
alışkın olmak
be accustomed doing smth
alışkın olmak
to be used to
alışkın olmak
be accustomed to do smth
denize alışkın
seafaring
her türlü yürüyüşe alışkın
(at) thoroughpaced
Turkish - Turkish

Definition of -e alışkın in Turkish Turkish dictionary

alışkın
Bir şeye veya bir şey yapmaya alışmış olan