zaten

listen to the pronunciation of zaten
Türkisch - Englisch
already

It was already twelve when he reached home. - Eve ulaştığında saat zaten on ikiydi.

I've already been here two hours. - Ben zaten iki saattir buradayım.

essential
in any event
after all
moreover
so much so that

So much so that I feel like I'm losing my grasp on the whereabouts. - Zaten nerede olduğum hakkında kavramamı kaybediyor gibi hissediyorum.

in fact, as a matter of fact, in reality
for the rest
anyway, anyhow, at any rate, in any case, in any event
besides
in first place
anyway

Tom didn't seem inclined to elaborate and I didn't really want to know all the details anyway. - Tom ayrıntılara girmek için eğilimli görünmüyordu ve ben zaten bütün detayları gerçekten bilmiyordum.

I never liked that one anyway. - Zaten ondan asla hoşlanmadım.

already; besides, moreover; as a matter of fact; anyway, anyhow
as a matter of fact
in any case

In any case, I've already entirely forgiven you. - Her durumda, ben zaten tamamen size affettim.

zaten açık
(Bilgisayar) already open
zaten bunu bekliyordum
i thought as much
zaten var
(Bilgisayar) already exists
zaten çalışıyor
(Bilgisayar) already running
Türkisch - Türkisch
(Hukuk) Esasen,aslında
(Osmanlı Dönemi) Esâsen, aslında, asıl olarak
Doğrusu, doğrusunu isterseniz, aslında, esasen: "Başımıza ne gelirse hep bu herkese uymaktan gelir zaten..."- N. Cumalı
Doğrusunu isterseniz, aslında anlamında kullanılan belirteç
Doğrusu, doğrusunu isterseniz, aslında, esasen
zaten
Favoriten