yıldırma

listen to the pronunciation of yıldırma
Türkisch - Englisch
terrorization
intimidation
yıl
year

Visitors to that town increase in number year by year. - Kasabayı ziyaret edenler yıldan yıla artıyor.

I saw a movie for the first time in two years. - İki yılda ilk kez bir film izledim.

yıl
(Bilgisayar) years

India was governed by Great Britain for many years. - Hindistan uzun yıllar boyunca Büyük Britanya tarafından yönetildi.

I saw a movie for the first time in two years. - İki yılda ilk kez bir film izledim.

yıldırmak
{f} frustrate
yıl
(Bilgisayar) yrs
yıl
(Bilgisayar) yr
yıldırmak
terrorise
yıldırmak
(Konuşma Dili) cool out
yıldırmak
deter
yıl
twelvemonth
yıldırmak
be a disincentive
yıldırmak
browbeat out
yıldırmak
browbeat
yıldırmak
hector
yıldırmak
daunt
yıldırmak
dismay
yıldırmak
discourage
yıldırmak
terrorize
yıl
sun

Tom hasn't sung in years. - Tom yıllarca şarkı söylemedi.

As the sun rose, the stars faded away. - Güneş doğduğunda, yıldızlar kayboldu.

yıl
year sene
yıl
period of 365 days
yıl
period of 12 months
yıldırmak
to daunt, to discourage, to intimidate, to cow
yıldırmak
psych
yıldırmak
maumau
yıldırmak
be a disincentive to
yıldırmak
to terrorize
yıldırmak
to daunt; to intimidate; to cow
yıldırmak
{f} cow
yıldırmak
appall
yıldırmak
Mau Mau
Türkisch - Türkisch
Yıldırmak işi
Yıldırmak işi: "Herkesin sustuğu o yıldırma devrinde gerçeği söyleyen bu iki yazarın sesi..."- Y. K. Karaosmanoğlu
yıl
Miladi takvime göre ocak ayının birinde başlayıp aralık ayının otuz birinde sona eren on iki aylık dönem, sene: "Yıl 1919 / Mayısın on dokuzu / Ufukta duran gemi gitgide yaklaşıyor."- C. S. Erozan
Yıl
sene

Senede dört mevsim vardır: Bahar, yaz, güz ve kış. - Bir yılda dört mevsim vardır: İlkbahar, yaz, sonbahar ve kış.

Gelecek sene Çince öğrenmek istiyorum. - Gelecek yıl Çince öğrenmek istiyorum.

yıl
Bir gezegenin güneş çevresindeki dolanım suresine o gezegenin adı ile kullanılarak yıl denir
yıl
Yer yuvarlağının, güneş çevresinde tam bir dolanım yapması için geçen 365 gün, 5 saat ve 49 dakikalık zaman
yıl
Başlangıç tarihi belli olmayan on iki aylık süre: "Kırkı atlayalı birkaç yıl oldu."- H. E. Adıvar
yıl
Başlangıç tarihi belli olmayan on iki aylık süre
yıl
Ocak ayının birinde başlayıp aralık ayının otuz birinde sona eren on iki aylık dönem, sene
yıldırmak
Gözdağı vermek: "Lüzumsuz taşkınlıklarla biz orta yaşlıların gözünü yıldırırlardı."- R. N. Güntekin
yıldırmak
Korkutmak, sindirmek, yılgınlığa uğratmak, yılmasına sebep olmak
yıldırma
Favoriten