yıldırma

listen to the pronunciation of yıldırma
Türkçe - İngilizce
terrorization
intimidation
yıl
year

Visitors to that town increase in number year by year. - Kasabayı ziyaret edenler yıldan yıla artıyor.

There was a castle here many years ago. - Yıllar önce orada bir kale vardı.

yıl
(Bilgisayar) years

There was a castle here many years ago. - Yıllar önce orada bir kale vardı.

He has been in Japan for three years. - O üç yıldır Japonya'da.

yıldırmak
{f} frustrate
yıl
(Bilgisayar) yrs
yıl
(Bilgisayar) yr
yıldırmak
deter
yıldırmak
terrorise
yıldırmak
(Konuşma Dili) cool out
yıl
twelvemonth
yıldırmak
daunt
yıldırmak
hector
yıldırmak
browbeat
yıldırmak
browbeat out
yıldırmak
be a disincentive
yıldırmak
terrorize
yıldırmak
dismay
yıldırmak
discourage
yıl
year sene
yıl
sun

My father's birthday falls on Sunday this year. - Babamın doğum günü bu yıl pazar gününe denk geliyor.

This year New Year's Day falls on Sunday. - Bu yıl, Yeni Yıl Pazar gününe denk geliyor.

yıl
period of 365 days
yıl
period of 12 months
yıldırmak
be a disincentive to
yıldırmak
to daunt, to discourage, to intimidate, to cow
yıldırmak
to terrorize
yıldırmak
appall
yıldırmak
Mau Mau
yıldırmak
cow
yıldırmak
to daunt; to intimidate; to cow
yıldırmak
maumau
yıldırmak
psych
Türkçe - Türkçe
Yıldırmak işi
Yıldırmak işi: "Herkesin sustuğu o yıldırma devrinde gerçeği söyleyen bu iki yazarın sesi..."- Y. K. Karaosmanoğlu
yıl
Miladi takvime göre ocak ayının birinde başlayıp aralık ayının otuz birinde sona eren on iki aylık dönem, sene: "Yıl 1919 / Mayısın on dokuzu / Ufukta duran gemi gitgide yaklaşıyor."- C. S. Erozan
Yıl
sene

Gelecek sene Çince öğrenmek istiyorum. - Gelecek yıl Çince öğrenmek istiyorum.

Senede dört mevsim vardır: Bahar, yaz, güz ve kış. - Bir yılda dört mevsim vardır: İlkbahar, yaz, sonbahar ve kış.

yıl
Bir gezegenin güneş çevresindeki dolanım suresine o gezegenin adı ile kullanılarak yıl denir
yıl
Yer yuvarlağının, güneş çevresinde tam bir dolanım yapması için geçen 365 gün, 5 saat ve 49 dakikalık zaman
yıl
Başlangıç tarihi belli olmayan on iki aylık süre: "Kırkı atlayalı birkaç yıl oldu."- H. E. Adıvar
yıl
Başlangıç tarihi belli olmayan on iki aylık süre
yıl
Ocak ayının birinde başlayıp aralık ayının otuz birinde sona eren on iki aylık dönem, sene
yıldırmak
Gözdağı vermek: "Lüzumsuz taşkınlıklarla biz orta yaşlıların gözünü yıldırırlardı."- R. N. Güntekin
yıldırmak
Korkutmak, sindirmek, yılgınlığa uğratmak, yılmasına sebep olmak
yıldırma