Jim didn't wake up until his mother woke him.
- Annesi onu uyandırıncaya kadar Jim uyanmadı.
As soon as she wakes up, we'll turn on the music.
- O uyanır uyanmaz müziği açacağız.
He has trouble waking up on time.
- Onun zamanında uyanma sorunu var.
I like waking up to music.
- Müzikle uyanmayı seviyorum.
What's your favorite kind of music to wake up to?
- Senin uyanmak için en sevdiğin müzik türü hangisi?
It is hard to wake up without a strong cup of coffee.
- Bir fincan koyu kahve olmadan uyanmak zordur.
It is hard to wake up without a strong cup of coffee.
- Bir fincan koyu kahve olmadan uyanmak zordur.
I want to wake up early tomorrow morning.
- Yarın sabah erken uyanmak istiyorum.
I walked softly for fear of waking the baby.
- Bebeği uyandırmaktan korktuğum için yavaşça yürüdüm.
She was afraid of waking the baby.
- Bebeği uyandırmaya korkuyordu.
When the full moon falls down on the roof at night, all the farmers are woken up.
- Gece dolunay çatının üzerine düştüğünde, tüm çiftçiler uyanır.
I was woken up suddenly at dawn.
- Şafakta aniden uyandırıldım.
When I woke up, I was sad.
- Uyandığımda üzgündüm.
The alarm woke up Mayuko.
- Alarm Mayuko'yu uyandırdı.
The alarm clock wakes me at seven.
- Çalar saat beni 7:00 de uyandırır.
Be quiet, or the baby will wake up.
- Sessiz ol, yoksa bebek uyanacak.
The police found a truck matching that description.
- Polis bu tanıma uyan bir kamyon buldu.