stok

listen to the pronunciation of stok
Türkisch - Englisch
stock

Due to overfishing, some fish stocks are now at perilously low levels. - Çok fazla balık avı dolayısıyla, bazı balık stokları şimdi tehlikeli derecede düşük seviyelerde.

Please ask the secretary to stock the office supplies in the storage room. - Lütfen sekreterden ofis malzemelerini, depo odasına stok etmesini isteyin.

supply
stock-in-trade
thrave
recruitment
store

He has a large store of food. - Onun büyük bir gıda stoku var.

garner
inventory

It is the general inventory of art works belonging to the City of Paris. - Bu Paris şehrine ait sanat eserlerinin genel stokudur.

budget
stock; inventory
stock, goods on hand
stock in trade
holding
reserve
hoard

Everybody is hoarding their cash. - Herkes kendi nakitini stokluyor.

Sami was hoarding drugs. - Sami uyuşturucu stokluyordu.

fund
{i} stockpile

Did you stockpile food and water? - Yiyecek ve suyu stokladınız mı?

stok etmek
stock
stok fazlası
(Ticaret) overstock
stok yapmak
stockpile
stok ayarlaması
(Askeri,Ticaret) inventory adjustment
stok bölümü
department store
stok destekleme
(Denizbilim) restocking
stok durumu
(Denizbilim) status
stok dışı
out of stock
stok endeksleri
stock index futures
stok etmek
lay up
stok fonu
(Askeri) stock fund
stok hesabı
(Askeri,Ticaret) stock account
stok kalemi
(Ticaret) item of inventory
stok kayıtları
(Ticaret) stores accounts
stok kayıtları
(Ticaret) stock record
stok kültür
stock culture
stok mal
(Ticaret) stock
stok mal kontrolü
(Askeri) inventory control
stok mallar
(Ticaret) stocks
stok muhasebesi
(Askeri,Ticaret) stock accounting
stok opsiyonu
(Ticaret) stock option
stok tahmini
(Denizbilim) stock assessment
stok tüketimi
(Arılık) consumption
stok yapmak
(deyim) lay up
stok yapısı
(Denizbilim) stock structure
stok yönetimi
(Askeri) stock management
stok eritmek
disinvest
stok for
stock for
stok kayıtları
(Ticaret) stock record, stores accounts
stok azalması
(Ticaret) disinvestment
stok biyokitlesi
(Denizbilim) stock biomass
stok darlığı
(Ticaret) scarcity of stock
stok ddk
(Ticaret) provision for obselete stocks
stok defteri
stock book
stok devir oranı
(Ticaret) rate of stock turns
stok devri
(Ticaret) stockturn
stok değerlemede
(Ticaret) specific cost
stok değerlendirme
(Ticaret) inventory pricing
stok değişim fonu
(Kanun) stock exchange fund
stok değişkeni
(Ticaret) stock variable
stok dönüşüm hızı
(Ticaret) sock turnover rate
stok dışı madde
(Askeri) nonstocked item
stok eritmek
deplete stock
stok eritmek
finish stock
stok etmek
to stock
stok fiyat tahmini
stock price forecasting
stok hareketleri
(Ticaret) stock movements
stok hedef
(Askeri) stockade objective
stok ihtiyacı
(Ticaret) want of stock
stok iyileşmesi
(Denizbilim) stock recovery
stok içgöç modeli
(Denizbilim) stock recruitment model
stok kartı
(Ticaret) bin card
stok kaydı
(Ticaret) stores account
stok kayıt hesabı
(Askeri) stock record account
stok kayıt kartı
(Askeri) stock record card
stok kontrol
stock control
stok koordinasyonu
(Askeri) stock coordination
stok kredisi
(Ticaret) inventory loan
stok listesi
stocklist
stok mal yönetimi
(Askeri) inventory management
stok miktarı
(Ticaret) amount of stock
stok muhasipliği
(Askeri) stock accounting activity
stok mübadelesi
(Askeri) replacement in kind
stok nemi
stockpile moisture
stok numarası
stock number
stok sahası
stockyard
stok saymanlığı
(Askeri) stock accounting activity
stok sayımı
stocktaking
stok sayımı
(Ticaret) physical inventory
stok seviyesi
stock level
stok seviyesi emri
(Askeri) stock level order
stok tutmak
(Ticaret) buy something in
stok ve makineler
(Sigorta) stock and machinery
stok vergisi
(Ticaret) tax on stocks
stok yapan
stockist
stok yapma
hoarding
stok yapmak
stock up
stok yapmak
stock
stok yapmak
pile
stok yapmak
buy forward
stok yasası
stoke's law
stok yatırımları
(Ticaret) inventory investment
stok yatırımı
(Ticaret) inventory investment
stok yazıcısı
(Askeri) stock clerk
stok çevrimi
(Ticaret) stock circulation
stok, demirbaşlar
(Sigorta) stock, fixtures and fittings
standart stok
(Askeri) standard stock
yedek stok
(Askeri,Ticaret) stockpile
basit stok
(Jeoloji) simple stock
birim stok
(Denizbilim) unit stock
iade stok
(Askeri) returned stock
mevcut stok
(Denizbilim) standing stock
perakende stok
(Askeri) retail stock
stoklar
(Ticaret) inventories
sıfır stok
(Ticaret) just-in-time production
stoklar
stocks

Everyone tried to sell their stocks. - Herkes stoklarını satmaya çalıştı.

Energy stocks were mixed. - Enerji stokları karışıktı.

Hava Stok Maddeleri; Amerikan (Milli) Kızıl Haçı
(Askeri) air Reserve Components; American (National) Red Cross
Milli Stok Numarası
(Askeri) National Stock Number
bakir stok
(Denizbilim) virgin stock
bilime dayalı stok görevi
(Askeri) science-based stockpile stewardship
bilinmeyen stok
(Denizbilim) unknown stock
bobin stok sehpası
(Tekstil) thread stand
cevher stok alanı
(Madencilik) ore stockpile area
dengeli stok
balanced stock
emanet stok
(Askeri) claimant stock
envanter stok yenileme oranı
inventory turnover
erin stok
(Denizbilim) spawning stock
erin stok
(Denizbilim) adult stock
fazla stok yapmak
overstock
federal stok numarası
(Askeri) federal stock number
genel stok
(Askeri) unobligated stocks
gerçek stok
actual stock
gerçek stok
(Ticaret) real stock
kitle stok
(Askeri) bulk stock
konsinye stok
(Ticaret) consignment stock
mevcut genel stok
(Askeri) total stock on hand
mevcut stok
physical stock
norm stok kereste
(Marangozluk) yard lumber
parlak stok
(Kimya) bright stock
periyodik stok kontrol
periodical stock control
periyodik stok kontrolü
(Askeri) cycle inventory
sefer yedeği stok
(Askeri) mobilisation reserve stock
sefer yedeği stok
(Askeri) mobilization reserve stock
tecrübi stok seviyesi (yedek parça listesi) kıta yükü listesi / onaylanmış stok
(Askeri) prescribed load list/authorized stock level
temel stok
(Ticaret) basic stock
temel stok
(Kanun) base stock
ticari stok
stock in trade
yedeklik stok
stockpile
yerli stok
(Denizbilim) native stock
yetersiz stok maliyeti
(Ticaret) cosl of not carrying
Türkisch - Türkisch
Satılmamış, istif edilmiş mal
Bir ihtiyacı karşılayacak maddeden çok miktarda yığma, istif
Depolanmış mal
Bir sanayi dalında yararlanılan ham, işlenmiş veya yarı işlenmiş maddelerin tümü
istif
Satılmamış, istif edilmiş mal: "Bir kasabada tütün stoku mu buldu, hemen paraya çevirir."- F. R. Atay
Bir satış yerinde satışa hazır bulundurulan malların tümü, istif
stok etmek
Bir şeyi bir yere çok miktarda yığmak, biriktirmek, istif etmek
atıl stok
(Film) Uzun zamandır stokta olan ve talep edilmeyen parça, malzeme, ürün vs
stok
Favoriten