Reading a book can be compared to making a journey.
- Bir kitap okumak bir seyahat ile kıyaslanabilir.
Life is like a journey.
- Hayat bir seyahate benzer.
It is considered impossible to travel back to the past.
- Zamanda geçmişe seyahat etmenin imkansız olduğu düşünülüyor.
May I pay with a travelers' check?
- Seyahat çekiyle ödeyebilir miyim?
Tom is leaving on a trip on Friday.
- Tom cuma günü bir seyahata çıkıyor.
I am short of money for my trip.
- Seyahatim için yeterli param yok.
He went on a voyage to America.
- O, Amerika'ya seyahate gitti.
Tourists should take care to respect local cultures when they are travelling.
- Turistler seyahat ederken yerel kültürlere uymaya dikkat etmeliler.
I'm travelling alone.
- Yalnız seyahat ediyorum.
Traveling makes people knowledgeable.
- Seyahat, insanları bilgili yapar.
Traveling abroad is out of the question.
- Yurt dışında seyahat söz konusu değil.