A trip to America this summer is out of the question.
- Bu yaz Amerika'ya bir yolculuk söz konusu değil.
Seeing that movie is something like taking a trip to India.
- Filmi izlemek Hindistan'a bir yolculuk yapmak gibi bir şeydir.
Steve told me the tale of his travels.
- Steve bana yolculuklarının hikayesini anlattı.
Time travel is possible.
- Zamanda yolculuk mümkündür.
Someday we will be able to go on a voyage to Mars.
- Birgün Mars'a yolculuk yapabileceğiz.
The voyage lasted 14 months.
- Yolculuk 14 ay sürdü.
Travelling is easy these days.
- Yolculuk etmek bugünlerde kolaydır.
I'm travelling alone.
- Yalnız yolculuk ediyorum.
What a pleasant journey we had!
- Ne keyifli bir yolculuk yaptık!
He made a journey to Paris.
- O, Paris'e bir yolculuk yaptı.
Congratulations! You just won a free cruise to the Bahamas!
- Tebrik ederiz! Bahamalar'a ücretsiz yolculuk kazandınız!
Do you like to travel by yourself?
- Tek başına yolculuk etmekten hoşlanır mısın?
Tom doesn't want to travel alone.
- Tom yalnız başına yolculuk etmek istemiyor.
Do you like to travel by yourself?
- Tek başına yolculuk etmekten hoşlanır mısın?
We've been traveling for three days.
- Üç gündür yolculuk yapmaktayız.
He likes to travel. I do, too.
- O yolculuk etmekten hoşlanır. Ben de.
Tom doesn't want to travel alone.
- Tom yalnız başına yolculuk etmek istemiyor.
Bu gemi okyanus yolculuğu için uygun değil.
- Bu gemi okyanuslarda yolculuk yapmak için uygun değil.
Gemiyle yolculuk yapmayı severim.
- Gemiyle yolculuk yapmayı seviyorum.