Something tells me I should say no.
- Bir şey bana hayır demem gerektiğini söylüyor.
Something tells me that she's up to no good.
- Bir şey bana onun şeytanlık düşündüğünü söylüyor.
She says that she's never seen hedgehogs with ears.
- O, kulakları olan kirpileri asla görmediğini söylüyor.
He says that he will lend me the book when he is done with it.
- Kitabı bitirdiği zaman bana ödünç vereceğini söylüyor.
Bogdan said he would be there tomorrow.
- Bogdan, yarın orada olacağını söylemişti.
What he said is true.
- Onun söylediği doğru.
Don't forget what I told you.
- Sana söylediklerimi unutma.
She told me that she had bought a CD.
- Bana bir CD aldığını söyledi.
Please say it in English.
- Lütfen onu İngilizce olarak söyle.
Say it in another way.
- Onu başka bir şekilde söyle.
He hasn't said anything publicly, but in confidence he told me he's getting married.
- O bana alenen bir şey söylemedi ama sır olarak o bana evleneceğini söyledi.
I told you that in confidence, so why did you tell Jane about it?
- Onu sana sır olarak söyledim, öyleyse niçin Jane'e ondan bahsettin?
Could you please tell me why you love her?
- Onu neden sevdiğini lütfen bana söyler misin?
Please tell me your address.
- Lütfen adresini bana söyle.
He began by saying that he would not speak very long.
- O, çok uzun konuşmayacağını söyleyerek başladı.
He sent me a letter saying that he'd arrive at ten tomorrow morning.
- O bana yarın sabah onda varacağını söyleyen bir mektup gönderdi.
Tom told his son not to speak with his mouth full.
- Tom oğluna ağzı doluyken konuşmamasını söyledi.
Tom opened his mouth to say something, but Mary interrupted him.
- Tom bir şey söylemek için ağzını açtı ama Mary sözünü kesti.