How many times a day does that bus run?
- O otobüs günde kaç kez çalışır?
How many times does the bus run each day?
- Otobüs her gün kaç kez çalışır?
Try doing it once more.
- Onu bir kez daha yapmayı dene.
Read it once more, please.
- Onu bir kez daha okuyun, lütfen.
Stir once every fifteen minutes.
- Her on beş dakikada bir kez karıştırın.
She was late once again.
- Bir kez daha geç kalmıştı.
This time, you won't escape punishment.
- Bu kez cezadan kaçamazsın.
This time is going to be different.
- Bu kez farklı olacak.
France and Britain were at war once again.
- Fransa ve İngiltere bir kez daha savaştaydı.
She was late once again.
- Bir kez daha geç kalmıştı.
I've climbed Mt. Fuji twice.
- Ben iki kez Mt. Fuji'ye tırmandım.
German classes are held twice a week - on Mondays and Wednesdays.
- Almanca dersleri haftada iki kez yapılmaktadır- Pazartesi ve Çarşamba günleri.
I have only done this one time before.
- Bunu daha önce sadece bir kez yaptım.
I'm only going to ask you this one time, Tom.
- Ben bunu sana sadece bir kez soracağım, Tom.
I saw Yoshida for the first time in five years.
- Ben, beş yıl içinde, ilk kez Yoshida ile görüştüm.
He went to Paris for the first time.
- Paris'e ilk kez gitti.
They go to watch a play once every month.
- Onlar her ay bir kez maç izlemeye giderler.
I know that it is highly unlikely that you'd ever want to go out with me, but I still need to ask at least once.
- Benimle çıkmak isteyeceğinizin pek olası olmadığını biliyorum fakat hâlâ en azından bir kez sormalıyım.
If I go by air one more time, I'll have flown in an airplane five times.
- Ben bir kez daha hava yoluyla gidersem uçakta beş kez uçmuş olurum.
I'll say it one more time.
- Bir kez daha söyleyeceğim.
Tom has been arrested several times.
- Tom birçok kez tutuklandı.
The telephone rang several times.
- Telefon birçok kez çaldı.
I will side with you just this once.
- Sadece bu kez yanında olacağım.
Tom's a first-time offender.
- Tom bir ilk kez yakalanan.
He went to Paris for the first time.
- Paris'e ilk kez gitti.
I saw a movie for the first time in two years.
- İki yılda ilk kez bir film izledim.
Why can't you be nice for once?
- Neden bir kez olsun kibar olamıyorsun?
I wish for once I could be something.
- Keşke bir kez bir şey olabilsem.
He looked back at us many times and walked away.
- O birçok kez bize doğru baktı ve uzaklaştı.
We have been to Tokyo many times.
- Biz birçok kez Tokyo'da bulunduk.
Tom has done that plenty of times.
- Tom onu birçok kez yaptı.
That's happened to me plenty of times.
- Bu birçok kez başıma geldi.
Tom drank twice as much beer as Mary did.
- Tom Mary'nin içtiği kadar çok birayı iki kez içti.
I have to change buses two times.
- İki kez otobüs değiştirmek zorundayım.
Although I had taken two pills two times, my headache did not go away.
- İki kez iki hap almama rağmen, baş ağrım hâlâ geçmedi.
I go into the store, and who do I see? An American friend, who immediately begins to tell me what has been going on with him since we last met.
- Mağazaya gidiyorum ve kimi görüyorum? Onunla son kez buluştuğumuzdan beri kendisinde neler gittiğini bana hemen anlatmaya başlayan bir Amerikan arkadaşımı.
Shelly's really filled out since the last time I saw her.
- Onu son kez gördüğümden beri Shelly gerçekten büyümüş.
On June 21st, 1974, José had breakfast with Liliana for the last time.
- 21 Haziran, 1974'te Jose son kez Liliana ile birlikte kahvaltı yaptı.
I saw her for the last time.
- Ben onu son kez gördüm.
She doesn't like the way he orders Kerry around either. 'Kez'll make ya one,' he'd said automatically when Madeline said she'd love a nice cup of tea.