hoşnutluk

listen to the pronunciation of hoşnutluk
Türkisch - Englisch
satisfaction

Curiosity killed the cat, but satisfaction brought it back to life. - Merak kediyi öldürdü ama hoşnutluk onu yaşama geri getirdi.

contentment
content
contentedness
satisfaction, contentment
gratification
complacency
(Pisikoloji, Ruhbilim) euphoria
fetch
gladness
hoşnut
contented
hoşnutluk getirmek
to indicate that one is pleased with
hoşnut
{s} glad

I'm glad you're pleased. - Ben senin hoşnut olmandan memnunum.

He will be only too glad to help you. - Sadece ,sana yardım etmekten çok hoşnut olacak.

hoşnut
pleased

I thought you'd be pleased. - Ben senin hoşnut olacağını düşündüm.

I'm glad you're pleased. - Ben senin hoşnut olmandan memnunum.

hoşnut
content

Tom certainly looks very content. - Tom kesinlikle hoşnut görünüyor.

He is content with the simple life. - Basit bir yaşamdan hoşnuttur.

hoşnut
{s} delighted

Tom will be delighted to hear that. - Tom onu duyduğuna hoşnut olacak.

I've always been delighted with the chinese culture. - Çin kültürü ile ilgili her zaman hoşnuttum.

hoşnut
delighted at
hoşnut
contented with
hoşnut
gladsome
hoşnut
satisfied, glad, pleased, content, contented (with)
hoşnut
satisfied

We must keep the customers satisfied. - Müşterileri hoşnut tutmalıyız.

If I had 25% more income, I'd be more satisfied with my life. - Eğer yüzde 25 daha fazla gelirim olsaydı yaşamımdan daha hoşnut olurdum.

hoşnut
rejoiced at
hoşnut
gratified
hoşnut
jolly
hoşnut
bucked
Türkisch - Türkisch
Hoşnut olma durumu
hoşnut
Bir davranış, bir durum veya bir kimseden memnun olan, yakınması olmayan
hoşnutluk
Favoriten