galiba

listen to the pronunciation of galiba
Türkisch - Englisch
probably

You probably don't understand a word I'm saying today. - Galiba sen bugün söylediğim bir sözü anlamıyorsun.

You probably don't remember me. - Galiba sen beni hatırlamıyorsun.

presumably
daresay
apparent
probably, likely; I think (so), I daresay; presumably, apparently, seemingly
apparently
it seems as if
probable
i think so
i think

I think your letter is under that book. - Galiba mektubun şu kitabın altında.

I think I will wear this red sweater. - Galiba bu kırmızı kazağı giyeceğim.

likely

We're likely to continue reading this book up to the end of the year. - Galiba bu kitabı okumaya sene sonuna kadar devam edeceğiz.

presumedly
1. It looks like .../It seems .../It would seem that ...: Galiba kar yağacak. It looks like it's going to rain
methinks
I daresay
presume
guess

I guess Tom really loves me. - Galiba Tom gerçekten de beni seviyor.

I guess I'd better be going. - Galiba gitsem iyi olur.

seem

He seemed to read at random. - Galiba gelişi güzel okumuş.

We seem to be confused. - Galiba karıştırıyoruz.

saat başı galiba! Why is everybody so quiet?
(said jocularly when there is a general lull in the conversation)
Türkisch - Türkisch
Görünüşe göre, sanılır ki, anlaşılan: "Benim adımı işitince şöyle bir durdu, galiba beni tanımış olacak."- M. Ş. Esendal
Görünüşe göre, sanılır ki, anlaşılan
yalım
GALİBA
(Osmanlı Dönemi) Tahminen. Çok zaman. Her halde. Galiben, ekseriyetle
galiba
Favoriten