görülmemiş

listen to the pronunciation of görülmemiş
Türkisch - Englisch
unseen

What has been seen can not be unseen. - Görülen bir şey, asla görülmemiş gibi olmaz.

extraordinary, never seen before
unsighted
unprecedented, unusual, singular, extraordinary
unprecedented

This is an unprecedented gesture. - Bu eşi benzeri görülmemiş bir jest.

This is totally unprecedented. - Bu bütünüyle eşi benzeri görülmemiş.

singular
unusual
strange
unobserved
unheard-of
extraordinary

A person never reading anything may be fooled with an extraordinary easiness. - Bir şey okumayan bir kişi görülmemiş bir kolaylıkla aldatılabilir.

freak
new
uncouth
eşi benzeri görülmemiş
unprecedented

This is an unprecedented gesture. - Bu eşi benzeri görülmemiş bir jest.

The price jump was unprecedented. - Fiyat atlaması eşi benzeri görülmemişti.

eşi görülmemiş
unprecedented

The situation this year is unprecedented. - Bu yıl durum eşi görülmemiş.

gör
saw

They saw a strange animal there. - Onlar orada garip bir hayvan gördü.

I saw my Twitter account suspended after a while. - Bir müddet sonra Twitter hesabımın askıya alındığını gördüm.

gör
{f} sighted
gör
{f} seen

Germs can only be seen with the aid of a microscope. - Mikroplar sadece bir mikroskop yardımıyla görülebilir.

I've never seen such a wonderful sunset. - Böyle harika bir günbatımı hiç görmemiştim.

gör
see

Love is seeing her in your dreams. - Aşk onu rüyalarında görmektir.

Mary decided never to see him any more. - Mary artık onu asla görmemeye karar verdi.

gör
{f} seeing

Seeing that she was not excited at the news, she must have known it. - O, habere heyecanlanmadığına göre, onu önceden biliyor olmalı.

Love is seeing her in your dreams. - Aşk onu rüyalarında görmektir.

gör
{f} viewing

Image Viewer is an image viewing software. This software is a very small program. This software has basic functions only. This is translatable by Tatoeba Project users. - Image Viewer bir resim görüntüleme yazılımıdır. Bu yazılım çok küçük bir programdır. Bu yazılımda sadece basit fonksiyonlar var. Bu, Tatoeba Project kullanıcıları tarafından çevrilebilir.

gör
{f} sight

She stood astonished at the sight. - Görünüşte şaşırmış gibi duruyordu.

Is there any end in sight to the deepening economic crisis? - Derinleşen ekonomik krizin görünürde bir sonu var mı?

gör
catch sight of

He happened to catch sight of a rare butterfly. - Tesadüfen nadir bir kelebeği gördü.

gör
{f} view

Image Viewer is an image viewing software. This software is a very small program. This software has basic functions only. This is translatable by Tatoeba Project users. - Image Viewer bir resim görüntüleme yazılımıdır. Bu yazılım çok küçük bir programdır. Bu yazılımda sadece basit fonksiyonlar var. Bu, Tatoeba Project kullanıcıları tarafından çevrilebilir.

Their view of life may appear strange. - Onları hayat görüşü acayip görünebilir.

eşi benzeri görülmemiş
unheard-of
eşi görülmemiş
unheard-of
misli görülmemiş miktarda
never so
Türkisch - Türkisch
O güne kadar karşılaşılmamış, şaşılacak nitelikte olan
görülmemiş
Favoriten