event(s) of which one is cognizant

listen to the pronunciation of event(s) of which one is cognizant
Englisch - Türkisch

Definition von event(s) of which one is cognizant im Englisch Türkisch wörterbuch

experience
{i} başa gelen olay
experience
{f} tecrübe etmek
experience
(Tıp) eksperiyans
experience
marifetli
experience
bizzat yaşamak
experience
yaşantılamak
experience
görüp geçirmek
experience
(Nükleer Bilimler) deneyim

Benim deneyimlerime göre, Fransızca dil bilgisini öğrenmek bir yıl alır. - According to my experience, it takes one year to master French grammar.

Çünkü biz sizi seviyoruz, daha iyi bir kullanıcı deneyimi getirmek için Tatoeba'yı güncelleştiriyoruz. Gördünüz mü? Biz sizi seviyoruz ha? - Because we love you, we are updating Tatoeba to bring you a better user experience. See? We love you huh?

experience
{f} karşılaşmak
experience
{i} yaşam

Onlar benim geçmiş yaşamım hakkında birçok soru sordular. - They asked a lot of questions about my past experience.

Her gün güzelliği yaşamak için sanatçı olmana gerek yok. - You don't need to be an artist in order to experience beauty every day.

experience
başa gelen şey
experience
(isim) deneyim, pratik, tecrübe, başa gelen olay, hayat, yaşam, olay, din değiştirme [amer.]
experience
{i} olay

Bu olay beni değiştirdi. - This experience has changed me.

Bu, Mary'nin ailedeki ilk ölüm olayıdır. - This is Mary's first experience of a death in the family.

experience
deney

O genç ama deneyimli. - He is young, but experienced.

Eğer yurt dışında ilk yaşama deneyiminse, Kanada gidilecek iyi bir yerdir. - Canada is a good place to go if it's your first experience living abroad.

experience
{f} uğramak
experience
serüven
experience
{i} deneyim, tecrübe
experience
görüp geçi
Englisch - Englisch
experience
event(s) of which one is cognizant
Favoriten