engebeli

listen to the pronunciation of engebeli
Türkisch - Englisch
bumpy

The bus rattled as it drove along the bumpy road. - Otobüs engebeli yol boyunca giderken takırdadı.

rugged

This surface is rugged. - Bu yüzey engebelidir.

They climbed the rugged north face. - Engebeli kuzey yüzüne tırmandılar.

rough

The rough terrain checked the progress of the hikers. - Engebeli arazi yürüyüşçülerin ilerlemesini frenledi.

The road to the village is very rough. - Köye giden yol çok engebeli.

wavelike
wavy
broken
uneven, rough, broken, rugged, bumpy
uneven
fraught with geographic irregularities; rough, uneven, rugged (terrain)
rude
engebeli (arazi)
rough
engebeli arazi
rugged terrain
engebeli bir biçimde
unevenly
engebeli ve ağaçsız arazi
moor
engebeli arazi
rough

The rough terrain checked the progress of the hikers. - Engebeli arazi yürüyüşçülerin ilerlemesini frenledi.

engebeli arazi forklifti
(Askeri) rough terrain forklift
engebeli arazi konteyner elleçleyici
(Askeri) rough terrain container handler
engebeli arazi konteyner vinci
(Askeri) rough terrain container crane
engebeli arazi parçası
steep and uneven piece of land
engebeli oluş
rub
engebeli yüzey
undulating surface
engebeli zemin
hilly ground
uzak terminal; engebeli arazi
(Askeri) remote terminal; rough terrain
Türkisch - Türkisch
Engebesi olan, engebesi çok olan, arızalı
arızalı
engebeli
Favoriten