düşünülemez

listen to the pronunciation of düşünülemez
Türkisch - Englisch
unthinkable

He did the unthinkable. - O, düşünülemezi yaptı.

She did the unthinkable. - O, düşünülemezi yaptı.

unimaginable

Life without books is unimaginable. - Kitapsız bir hayat düşünülemez.

In this day and age, life without electricity is unimaginable. - Bu çağda elektriksiz bir hayat düşünülemez.

düşün
{f} think

I think it'll rain today. - Bugün yağmur yağacağını düşünüyorum.

Prime numbers are like life; they are completely logical, but impossible to find the rules for, even if you spend all your time thinking about it. - Asal sayılar hayata benzer, onlar tamamen mantıksaldır fakat, eğer tüm zamanınızı onun hakkında düşünmek için harcarsanız kurallarının bulunması imkânsızdır.

düşün
think of

Two people think of her as their daughter. - İki kişi onu kızları olarak düşünüyor.

Every time I hear that song, I think of my high school days. - O şarkıyı duyduğum her zaman,lise günlerimi düşünürüm.

düşün
thought

This is different from what I thought. - Bu düşündüğümden farklı.

She is very thoughtful and patient. - O çok düşünceli ve sabırlı.

düşün
ponder

We all pondered over what had taken place. - Hepimiz ne olduğunu düşünüp taşındık.

Tom was probably pondering something. - Tom galiba bir şeyler düşünüp duruyordu.

düşün
turn over
düşün
{f} pondering

Tom was probably pondering something. - Tom galiba bir şeyler düşünüp duruyordu.

düşün
{f} thinking

When you are constantly told no smoking, no smoking like that, you start thinking, maybe smoking really is a threat to public morals or something. - Sana sık sık sigara içme,o şekilde sigara içme deniliyorsa, düşünmeye başla, belki sigara içmek toplum ahlakına ya da bir şeye yönelik tehdittir.

The confused mind is the mind that, thinking something over, congeals in one place. - Karışık akıl, bir şeyi aşırı düşünen, bir yerde pıhtılaşan akıldır.

düşün
{f} picturing
düşün
cogitate
düşün
cast about
düşün
ponder of
düşün
contemplate

Do you believe that elephants can contemplate life after death? - Fillerin ölümden sonra hayat düşünebileceklerine inanıyor musunuz?

He contemplated their plan. - O onların planı üzerinde düşündü.

düşün
meditate

Do you meditate, Tom? - Üzerinde düşünür müsün?

I often meditate on the meaning of life. - Ben sık sık yaşamın anlamı üzerinde düşünürüm.

düşün
{f} deliberate

Do you think that was deliberate? - Onun kasıtlı olduğunu düşünüyor musun?

The jury deliberated for three days. - Jüri üç gün boyunca düşündü.

düşün
think up
aksi düşünülemez
the otherwise is unimaginable
aksi düşünülemez
the opposite is unimaginable
düşün
idea

I have no idea what that guy is thinking. - Bu adamın ne düşündüğü hakkında hiçbir fikrim yok.

With Renaissance, scholastic ideas gave place to positive ideas. - Rönesans ile skolastik düşünce yerini pozitif düşünceye bırakmıştır.

düşün
concept
düşün
product of the mind
düşün
excogitate
düşün
considering

His suggestion is worth considering. - Onun önerisi düşünmeye değer.

I'm considering going with them. - Onlarla gitmeyi düşünüyorum.

düşün
considered

Tom considered his options. - Tom seçeneklerini düşündü.

Tom considered changing his job. - Tom işini değiştirmeyi düşündü.

düşün
thinkup
Türkisch - Türkisch

Definition von düşünülemez im Türkisch Türkisch wörterbuch

düşün
Duyularla değil, zihnî olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay, fikir, ide