boundless; infinite

listen to the pronunciation of boundless; infinite
Englisch - Türkisch

Definition von boundless; infinite im Englisch Türkisch wörterbuch

indefinite
belirsiz

O belirsiz bir süre için bir akıl hastanesine gönderildi. - She was sent to a psychiatric hospital for an indefinite period of time.

Esperantoda belirsiz artikel yoktur ve sadece bir tane belirli artikel vardır. - In Esperanto there is no indefinite and only one definite article.

indefinite
{s} kesin olmayan
indefinite
(Kanun) gayrı muayyen
indefinite
(Kanun) gayri muayyen
indefinite
belirtisiz
indefinite
sonsuz

Evren sonsuza kadar genişleyecek mi? - Will the universe expand indefinitely?

indefinite
mühletsiz
indefinite
sınırsız

Sami sınırsız hasta iznindeydi. - Sami was on indefinite sick leave.

indefinite
sınırsız bir süre için
indefinite
bellisiz
indefinite
{s} sayısız
indefinite
belgisiz indefinite article belgisiz sıfat
indefinite
sayısı çok olan gram
indefinite
{s} belgisiz
indefinite
bir indefinite pronoun belgisiz zamir
indefinite
{s} süresiz

Regency Oteli süresiz olarak kapatıldı. - The Regency Hotel was closed indefinitely.

Oyun süresiz ertelendi. - The game has been indefinitely postponed.

indefinite
{s} dilb. belgisiz
Englisch - Englisch
indefinite
boundless; infinite
Favoriten