Your plan seems better than mine.
- Senin planın benimkinden daha iyi görünüyor.
Your ideas are different from mine.
- Senin fikirlerin benimkinden farklı.
The man driving the bus is a good friend of mine.
- Otobüs süren adam benim iyi bir arkadaşım.
Her house is in the neighborhood of mine.
- Onun evi benimkinin çevresindedir.
It's too hard for me.
- Bu benim için çok zordu.
It is easy for me to read this book.
- Bu kitabı okumak benim için kolay.
I can't bring myself to trust his story.
- Ben onun hikayesine inanamıyorum.
I made this clothing myself.
- Bu giysiyi ben kendim yaptım.
My opinion is similar to yours.
- Benim görüşüm seninkine benzer.
In that respect, my opinion differs from yours.
- O bakımdan benim görüşüm sizinkinden farklıdır.
Thomas thinks he's the center of the world. He's very egocentric.
- Thomas kendisini dünyanın merkezi zannediyor. O, çok ben merkezci.
My brother-in-law is really egotistical.
- Eniştem gerçekten bencil.
Tom has a mole under his left eye.
- Tom'un sol gözünün altında bir beni var.
Each molecule in our body has a unique shape.
- Vücudumuzdaki her molekülün benzersiz bir şekli vardır.
O utanç içinde başını eğdi.
- She bent her head in shame.