bağımsızlık

listen to the pronunciation of bağımsızlık
Türkisch - Englisch
{i} freedom
independence

In the year 1847, they declared their own independence. - Onlar 1847'de kendi bağımsızlıklarını ilan ettiler.

Today is Independence Day. - Bugün Bağımsızlık Günü.

sovereignty
independence, freedom
independency
(Kanun,Politika, Siyaset) liberty
self-government
bağımsız
free

Nobody is truly free, because there are people who are slaves of their independence. - Hiç kimse gerçekten özgür değildir, çünkü bağımsızlıklarının kölesi olan insanlar var.

Tom is a freelance writer. - Tom bir bağımsız yazar.

bağımsız
{s} independent

In those days, America was not independent of the United Kingdom. - O günlerde, Amerika Birleşik Krallık'tan bağımsız değildi.

The treaty made Texas independent. - Anlaşma Texas'ı bağımsız hale getirdi.

bağımsızlık kazanmak
Gain independence
Bağımsızlık günü
Independence Day
Bağımsızlık savaşı
War of Independence
bağımsızlık ilanı
(Hukuk) declaration of independence
bağımsızlık simgesi şapka
phrygian cap
bağımsız
{s} detached

In the modern age, humans are detached. - Modern çağda insanlar bağımsızdır.

bağımsız
(Kanun) several
bağımsız
native
bağımsız
(Bilgisayar) neutral
bağımsız
(deyim) fancy free
bağımsız
unbound
ulusal bağımsızlık
(Askeri) national independency
bağımsız
self-contained
bağımsız
self-supporting
bağımsız
unbundled
bağımsız
standalone
bağımsız
fancy-free
bağımsız
sovereign
bağımsız
substantive
bağımsız
maverick
bağımsız
self-reliant
bağımsız
stand alone
Bağımsız
unaffiliated
bağımsız
unreliant
bağımsız
ındependent

You shouldn't coddle her so much. She needs to learn to be independent. - Onun o kadar üzerinde titrememelisin. O bağımsız olmayı öğrenmeli.

At that time, Mexico was not yet independent of Spain. - O zaman, Meksika henüz İspanya'dan bağımsız değildi.

amerikan bağımsızlık savaşı taraftarı
Whig
bağımsız
distinct
bağımsız
distanced
bağımsız
{s} unattached
bağımsız
crossbench
bağımsız
unconnected
bağımsız
not committed
bağımsız
stand-alone , independent
bağımsız
not bound by a particular pledge or course
bağımsız
independent, free
bağımsız
crossbencher
bağımsız
sovereign; uncommitted
bağımsız
{s} uncommitted
koloniye bağımsızlık vermek
decolonize
Türkisch - Türkisch
Bağımsız olma durumu veya niteliği, istiklâl
Bağımsız olma durumu veya niteliği, istiklal: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."- Anayasa
(Hukuk) İSTİKLAL
(Osmanlı Dönemi) istiklâliyet
Bağımsız
müstakil
bağımsız
clis dışındaki bağımsızlardan olmak üzere, siyasi parti gruplarından, oranlarına göre, üye alınır."- Anayasa
bağımsız
Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, hür, özgür, müstakil
bağımsız
Bağımsız milletvekili
bağımsız
bakınız: bağımsız milletvekili
bağımsız
Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, hür, özgür, müstakil: "Konsolosların her biri bağımsız bir vali gibi davranırdı."- N. Cumalı
bağımsız
Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse: "
bağımsız
Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse
bağımsızlık
Favoriten