İlk önce kimse bana inanmıyordu.
- No one believed me at first.
Tom'dan ilk önce nefret ettim.
- I hated Tom at first.
İlk olarak, her şey zor görünüyordu.
- At first, everything seemed difficult.
İlk olarak, onlar ona inanmadılar.
- At first, they didn't believe him.
Önce plandan hoşlandığımı düşündüm fakat ikinci düşünüşümde ona karşı çıkmaya karar verdim.
- At first I thought I liked the plan, but on second thought I decided to oppose it.
O, ilk önce atı beğenmedi.
- She didn't like the horse at first.
İlk zamanlar bunu yapmaktan hoşlanmadım.
- I didn't like doing this at first.
İlk zamanlar şüpheciydim.
- I was skeptical at first.
Başlangıçta hatalarım hakkında endişeliydim.
- I was worried about my mistakes at first.
Başlangıçta, ondan hoşlanmadım.
- At first, I didn't like him.
... and really was the beginning of the trend towards globalization. ...
... sat down with Democrats and Republicans at the beginning of my term. And I said, let's ...