Tom'dan ilk önce nefret ettim.
- I hated Tom at first.
O, ona ilk önce inanmadı.
- He didn't believe it at first.
O, ilk olarak ondan hoşlanmadı.
- She didn't like him at first.
İlk olarak, her şey zor görünüyordu.
- At first, everything seemed difficult.
Önceleri iş, Tom'a iyi göründü fakat daha sonra iş yorucu oldu.
- At first the job looked good to Tom, but later it became tiresome.
Önce plandan hoşlandığımı düşündüm fakat ikinci düşünüşümde ona karşı çıkmaya karar verdim.
- At first I thought I liked the plan, but on second thought I decided to oppose it.
İlk zamanlar bunu yapmaktan hoşlanmadım.
- I didn't like doing this at first.
İlk zamanlar şüpheciydim.
- I was skeptical at first.
Başlangıçta hatalarım hakkında endişeliydim.
- I was worried about my mistakes at first.
Başlangıçta, onun senin erkek kardeşin olduğunu sandım.
- At first, I thought he was your brother.
... being a Greek god, Venus had a perfect body, a timeless body. And we are beginning now ...
... which says, "In the beginning God said, the four-dimensional divergence of an antisymmetric, ...