at that time

listen to the pronunciation of at that time
Englisch - Türkisch
o zamanda

Sanırım o zamanda hiçbirimiz zaman makinesine oldukça inanmıyordu. - I think that at that time none of us quite believed in the Time Machine.

O zamanda güneşte banyo yapıyordu. - At that time, she was bathing in the sun.

o zamanlarda
o zaman

O zamanlarda, bölge İspanya'ya aitti. - At that time, the territory belonged to Spain.

O zaman, Meksika henüz İspanya'dan bağımsız değildi. - At that time, Mexico was not yet independent of Spain.

then
o zaman

O zamandan beri, Japonya'da büyük bir değişim oldu. - Since then, a great deal of change has occurred in Japan.

Özür diledim fakat o zaman bile benimle konuşmadı. - I apologized, but even then she wouldn't speak to me.

at this time
bu arada
at this time
şu aralar

Şu aralar yorumum yok. - I have no comment at this time.

at this time
bu aralar

Bu aralar çok meşgulüm. - I'm very busy at this time.

Bu aralar yorumum yok. - I have no comment at this time.

then
(ondan) sonra
then
o durumda
then
o zamanlar

O zamanlar tekrar bir sürü hata yaptım. - I made a lot of mistakes back then.

O zamanlar sanat zirvedeydi. - Art was then at its best.

then
o zamanki
then
madem öyle
then
daha sonra

Mary Tom'a söyledi: Kısa bir cümle ile başlayalım, ve daha sonra göreceğiz... - Mary told Tom: Let's begin with a short sentence, and then we'll see...

Ben ona daha sonra söylerim. - I'll tell him so then.

then
o süre içinde
then
sonra

Ama sonra o Londra'da dilleri çalışan bir öğrenci olan Jane Wilde'a aşık oldu. - But then he fell in love with Jane Wilde, a student studying languages in London.

Dima bir gecede 25 adamla yattı ve sonra onları öldürdü. - Dima slept with 25 men in one night and then killed them.

then
öyleyse

Arkadaşım olmak istiyorsan, öyleyse arkadaşımın arkadaşı da olursun. - If you want to become my friend, then also become the friend of my friend.

Tanrı dünyamızda yoksa, öyleyse Tanrı'yı kendi ellerimle yaratacağım. - If God doesn't exist in our world, then I will create God with my own hands.

At time
bu zamanlarda
then
(sıfat) o zamanki, o zamanlarki
then
o halde

Eğer bu cümleyi okuyabiliyorsan, o halde okuyabiliyorsundur. - If you can read this sentence, then you're able to read.

Bunu istemiyorlarsa, o halde ne istiyorlar? - If they don't want this, then what do they want?

then
derhal
then
ondan sonra
then
o zaman vaki olan
then
(zarf) o zaman, ondan sonra, o halde, öyleyse, zira, demek
then
demek

Ancak o zaman onun ne demek istediğini anladım. - Only then did I realize what he meant.

Eğer beni bu şekilde tanımıyor idiysen, kısaca beni tanımamışsın demektir. - If you didn't know me that way then you simply didn't know me.

Englisch - Englisch
during that same point in time, during that period, upon that occasion, during the same time
then

I know what time you said you'd get there, but I couldn't get there then. - I know what time you said you would be there, but I wasn't able to be there at that time.

I know you told me when you'd be coming, but I couldn't get there then. - I know what time you said you would be there, but I wasn't able to be there at that time.

at that time

    Türkische aussprache

    ät dhıt taym

    Aussprache

    /ˈat ᴛʜət ˈtīm/ /ˈæt ðət ˈtaɪm/

    Etymologie

    [ &t, 'at ] (preposition.) before 12th century. Middle English, from Old English æt; akin to Old High German az at, Latin ad.

    Videos

    ... can you do a spending freeze and a job plan at the same time?" ...
    ... And 90% of the time, I'd look through everything that all ...

    Wort des Tages

    sesquipedality
Favoriten