Yalnızca birkaç kişi vaktinde geldi.
- Only a few people showed up on time.
Birkaç gün içinde araba sürebileceksin.
- You'll be able to drive a car in a few days.
Adam bir kaç saat önce vefat etti.
- The man passed away a few hours ago.
Biz neredeyse bir kaçkez yakalandık.
- We almost got caught a few times.
Birkaç kitap var ama onlarda bazı baskı hataları var.
- There are a few books, but they have some misprints.
Go büyük ihtimalle benim ülkemdeki en popüler Japon oyunu olsa da o bile bazı üniversite öğrencileri dışında pek bilinmiyor.
- Although Go is probably the most popular Japanese game in my country, at most only a few university students know it.
Tom'un bir sürü tanıdığı olduğu hâlde çok az arkadaşı var.
- Tom has lots of acquaintances but very few friends.
Managua'da çok az Amerikan yerlisi vardır.
- There are very few Native Americans in Managua.
... Whereas, there may be a very few who really was looking for ...
... very, very few African-American students, in some, there might have been no African-American ...