Aç olamazsın. Birkaç dakika önce abur cubur yedin.
- You can't be hungry. You had a snack a few minutes ago.
Sadece birkaç kişi beni anladı.
- Only a few people understood me.
Tom Mary'den sadece bir kaç inç daha uzundur.
- Tom is only a few inches taller than Mary.
Biz neredeyse bir kaçkez yakalandık.
- We almost got caught a few times.
Mary ve diğer bazı kadınlar birkaç saattir buradaydı.
- Mary and some other women were here for a few hours.
Birkaç kitap var ama onlarda bazı baskı hataları var.
- There are a few books, but they have some misprints.
Managua'da çok az Amerikan yerlisi vardır.
- There are very few Native Americans in Managua.
Tom'un bir sürü tanıdığı olduğu hâlde çok az arkadaşı var.
- Tom has lots of acquaintances but very few friends.
... So I have had very few, I should ...
... There was very few of them. ...