Definition von a-cord im Englisch Türkisch wörterbuch
- spinal cord
- omurilik
Merkezî sinir sistemi beyin, beyincik, omurilik soğanı ve omurilikten oluşur.
- Central nervous system consists of brain, cerebellum, medulla oblongata and spinal cord.
- cord
- {i} kordon
Polis olay yerini kordon altına aldı.
- Police cordoned off the crime scene.
Sami, Leyla'nın boynuna bir kordon doladı ve onu ölümüne boğdu.
- Sami put a cord around Layla's neck and strangled her to death.
- chord
- (Askeri) KİRİŞ: Bir eğriyi iki noktada kesen doğru çizgi. Bir eğri olan mermi yolunun tabanını teşkil eden düz çizgi. Bir şose üzerindeki virajın iki ucunu birleştiren düz hat. Bir uçağın taşıyıcı satıhlarından birinin ön ve arka kenarlarını birleştiren düz hat
- umbilical cord entanglement
- (Geometri) kordon dolanması
- cord
- {i} şerit
- chord
- akor
Bu şarkının akortlarını biliyor musun?
- Do you know the chords to this song?
Yaklaşık 1:58'lik o akordun ne olduğunu tam anlayamıyorum. Birisi bana yardım edebilir mi?
- I can't quite figure out what that chord around 1:58 is. Can somebody help me out?
- chord
- {i} kanat genişliği
- cord
- {i} bağ
O, kordonu makineye bağladı.
- He connected the cord to the machine.
Gelişmekte olan bir embriyo, göbek kordonu yoluyla plasentaya bağlanır.
- A developing embryo connects to the placenta via the umbilical cord.
- spinal cord
- anat. omurilik
- chord
- (Matematik) çubuk
- chord
- (Matematik) başlık
- chord
- (Muzik) akord
Klavyedeki o akordu çalabilir misin?
- Can you play that chord on the keyboard?
Benim gerçekten istediğim Tom'un bana bilgisayarımdaki birkaç akordu nasıl çalacağımı bana öğretmesidir.
- What I really want is for Tom to teach me how to play a few chords on my guitar.
- cord
- (Askeri) savlo
- cord
- bağcık
- cord
- (Tekstil) kabartma çizgi
- cord detonating
- (Askeri) infilaklı fitil
- cotton cord
- kaytan
- extension cord
- ara kablo
- silk cord
- kaytan
- aileron cord
- kanatçık veteri
- answering cord
- cevap kordonu
- antenna cord
- anten kordonu
- antenna cord
- sırgavıl kordonu
- chord
- kiriş
- chord
- tel
Balıkların ses telleri var mıdır?
- Do fish have vocal chords?
- connecting cord
- bağlantı kordonu
- cord
- ip
- cord
- tel
Biz hala kablolu telefon kullanıyoruz.
- We still use a corded telephone.
- cord
- {f} bağla
O, kordonu makineye bağladı.
- He connected the cord to the machine.
Gelişmekte olan bir embriyo, göbek kordonu yoluyla plasentaya bağlanır.
- A developing embryo connects to the placenta via the umbilical cord.
- cord
- (ses) tel
- cord
- sicim
- cord circuit
- kordon devresi
- cord tyre
- kord bezli lastik
- cord velvet
- fitilli kadife
- extension cord
- uzatma kordonu
- phone cord
- telefon kablosu
- power cord
- elektrik kablosu
- sash cord
- kuşak
- strike a cord
- aklına getirmek
- strike a cord
- hatırlatmak
- telephone cord
- telefon kablosu
- umbilical cord
- göbek bağı
- umbilical cord
- göbek kordonu
Gelişmekte olan bir embriyo, göbek kordonu yoluyla plasentaya bağlanır.
- A developing embryo connects to the placenta via the umbilical cord.
- vocal cord
- ses kablosu
- bungee cord
- bungee kablosu
- cord blood
- Kordon kanı
- cord tyre kord
- bezli lastik
- cord up
- kordon kadar
- cut the cord
- (deyim) [Cut the (umblical) cord] İlişiğini kesmek, ilişkisini kesmek, bağlarını koparmak, yolları ayırmak
- cut the umblical cord
- (deyim) [Cut the (umblical) cord] İlişiğini kesmek, ilişkisini kesmek, bağlarını koparmak, yolları ayırmak
- emergency cord
- Acil kord
- packing cord
- salmastra fitili
- parachute without release cord
- serbest düşme paraşütü
- pull cord
- kablosunu çekin
- spinal cord
- spinal kanal
- steel cord
- çelik kordon
- strike a cord
- bir kordon grev
- umbilical cord
- Çabuk ayrılabilir bir fişle füzeye takılı bulunan ve füze, henüz atış teçhizatına bağlı bulunduğu sırada, füze teçhizatının kontrol ve muayene edilmesine yarayan bir kablo. Göbek bağı füze rampayı terk ederken veya terk etmeden hemen önce füzeden ayrılır
- whip cord
- kamçı kord
- Pull cord
- (Tekstil) Kordon (imdat kapama)
- Switch with pull cord Emergency switch with pull cord
- (Tekstil) Çekmeli salter (imdat kapama-kordonlu çekmeli şalter)
- asbestos cord
- (Tekstil) amyant ipliği ( amyant teli, amyant kordon )
- chord
- {i} nüans
- chord
- {i} bağlama kirişi
- chord
- {i} his
- chord
- {i} duygu
- chord
- (isim) kiriş, tel, akort; duygu, his; ton, nüans, kanat genişliği, bağlama kirişi
- chord
- cord chord of an arc yay kirişi
- chord
- bir arada çalınan ahenkli birkaç çeşit nota
- chord
- {i} çalgı teli, kiriş
- chord
- {i} ton
- chord
- sol ile ahenkli akort
- communication cord
- imdat freni
- connecting cord
- (Tekstil) bağlama iplik
- controlled cord tractional
- (Tıp) doğumdan ve oksitosik madde verilmesinden sonra uterus sertleşmesini takiben plasentanın çıkarılması (halas) için uygulanan yöntem kimse
- cord
- (Biyoloji) kord
Gelişmekte olan bir embriyo, göbek kordonu yoluyla plasentaya bağlanır.
- A developing embryo connects to the placenta via the umbilical cord.
Polis bölgeyi kordon altına aldı.
- Police cordoned off the area.
- cord
- iple süslemek
- cord
- (Tıp) Kiriş, veter, tel, ip, kordon, chorda, tendo
- cord
- {f} iple bağlamak
- cord
- {i} (çalgı için) tel
- cord
- {i} fitilli kadife
Tom sık sık fitilli kadife pantolon giyer.
- Tom often wears corduroys.
Dimi ve fitilli kadife arasındaki farkı biliyor musunuz?
- Do you know the difference between twill and corduroy?
- cord
- 5 metre küp hacminde bir odun tartı birimi
- cord
- kablo,v.bağla: n.kordon
- cord
- {f} kütükleri yığmak
- cord
- bir çeşit kabartma çizgili kumaş
- cord
- {i} fitilli kadife giysi
- cord
- kütükleri
- cord
- (Tekstil) 1. fitil 2. ip, sicim, şerit
- cord
- {i} odun tartı birimi
- cord
- {i} fitil
Tom sık sık fitilli kadife pantolon giyer.
- Tom often wears corduroys.
Dimi ve fitilli kadife arasındaki farkı biliyor musunuz?
- Do you know the difference between twill and corduroy?
- cord
- {f} bağlamak
- cord body
- lastik iç kısmı
- cord body
- lastik iç kismi
- cord packing
- fitil salmastra
- cord packing
- ip salmastra
- cord packing
- salmastra fitili
- cord trousers
- (Tekstil) kadife pantalon
- cord yarn
- (Tekstil) kaytan ipliği
- creel cord
- (Tekstil) askı çubuğu
- detonation cord
- (Askeri) ATEŞLEME FİTİLİ: Patlama dalgalarını göndermek üzere şekillendirilmiş, yüksek patlayıcı ihtiva eden elastik bir tüp
- detonation cord amplifier
- (Askeri) ATEŞLEME FİTİLİ YÜKSELTİCİSİ: Barutun ateşlenmesini ve aynı zamanda infilak dalgalarının başka baruta geçmesini sağlayan ateşleme fitiline bağlı bir araç
- electric cord
- (Elektrik, Elektronik) elektrik kordonu
- emergency pull cord
- (Tekstil) imdat kapama kordonu
- emergency switch with pull cord
- (Tekstil) çekme kordonlu imdat kapama şalteri
- extension cord
- uzatma kablosu
Bu uzatma kablosu bana tehlikeli gibi görüyor. Nereden yıprandığını görüyor musun?
- That extension cord looks dangerous to me. You see where it's frayed there?
Bu uzatma kablosu çok kısa.
- This extension cord is too short.
- fingered cord
- (Muzik) parmaklarla akor basma
- hemp cord
- kendir ip
- i want to buy an extension cord
- uzatma kablosu satın almak istiyorum
- lamp cord
- lamba kordonu
- navel cord
- göbek bağı
- navel cord
- tıb. göbek kordonu
- navel cord
- göbek kordonu
- nylon cord strength
- (Havacılık) naylon şerit mukavemeti
- patch cord
- ara kablo
- power cord
- Güç Kordonu
- power cord
- elektrik kablosu,güç kablosu
- rip cord
- (Havacılık) paraşüt açma kordonu
- rip cord
- paraşütü açan ip
- rip cord
- (Askeri) PARAŞÜT AÇMA İPİ: Bir paraşüt bohçasından kurtaran ip. Paraşütcü, paraşütün açılmasını istediği zaman bu ipi çeker
- sash cord
- (İnşaat) pencere makara teli
- sash cord
- (İnşaat) pencere ağırlık ipi
- secure cord switchboard
- (Askeri) emniyetli kordon santrali
- starter cord
- ateşleme bileziği
- sympathetic cord
- (Anatomi) sempatik kordon
- synchronizer cord
- (Tekstil) senkronizer kablosu
- tightening cord
- salmastra kordonu
- twin cord
- (Telekom) çift kordon
- umbilical cord
- (Askeri) GÖBEK BAĞI, GÖBEK KORDONU: Çabuk ayrılabilir bir fişle füzeye takılı bulunan ve füze, henüz atış teçhizatına bağlı bulunduğu sırada, füze teçhizatının kontrol ve muayene edilmesine yarayan bir kablo. Göbek bağı füze rampayı terk ederken veya terk etmeden hemen önce füzeden ayrılır
- umbilical cord
- (Biyoloji) umbilikal kord
- umbilical cord
- anat. göbek kordonu