şekillendirmek

listen to the pronunciation of şekillendirmek
Türkisch - Englisch
form
shape
style
to shape, to form, to give shape (to)
stamp out
give shape
develop
to shape, give shape to
give form
figure
formalize
image
frame
structure
give shape to
throw
şekil
{i} figure

I figured it was easier to do it this way. - Onu bu şekilde yapmanın daha kolay olduğunu düşündüm.

I can't make out these figures. - Bu şekilleri anlayamam.

şekil
mold
şekil
shape

The old house was in bad shape. - Eski ev kötü bir şekildeydi.

Our political system was shaped by feudal traditions. - Siyasi sistemimiz feodal gelenekler tarafından şekillendirilmişti.

şekil
image
şekil
mould
şekil
form

Communication takes many forms. - İletişim birçok şekiller alır.

A form appeared from over there. - Oradan bir şekil ortaya çıktı.

şekil
pattern

Patterns of married life are changing a lot. - Evlilik yaşam şekilleri çok değişiyor.

yeniden şekillendirmek
restate
şekil
{i} contour
şekillendirme
{i} forming
şekil
(Tıp) forme
şekil
delineate
şekil
printing
şekil
cast
şekil
vein
şekil
format
şekillendirme
designing
şekillendirme
{i} reconfigure
şekil
diagram
şekil
configuration
şekil
line

The refugee crossed the line safely. - Mülteciler güvenli bir şekilde sınır çizgisini geçtiler.

At the bus stop, people waited in orderly lines, but as soon as the bus pulled up, the line broke up. - Otobüs durağında,insanlar düzgün bir şekilde sırada beklediler.Filhakika otobüs durur durmaz sıra bozuldu.

şekil
outline
şekil
face

Britain faced dangerously low supplies of food. - İngiltere tehlikeli şekilde düşük gıda malzemeleri ile karşı karşıya idi.

The victim's body was lying face down on the rug. - Kurbanın vücudu halı üzerinde yüzü aşağıya bakacak şekilde yatıyordu.

şekil
conformation
şekillendirme
{i} shaping
şekil
{i} wise

A wise man would not act in that way. - Akıllı bir adam bu şekilde hareket etmezdi.

şekillendirme
shapers
saçımı şekillendirmek istiyorum
I would like to have my hair styled
yeniden şekillendirmek
reshape
şekil
{i} turn

Tom doesn't know how things turned out this way. - Tom şeylerin bu şekilde ortaya nasıl çıktığını bilmiyor.

The plane turned sharply to the right just before it crashed. - Uçak parçalanmadan az önce, keskin bir şekilde sağa döndü.

şekil
species
şekil
(Hukuk) modality
şekil
{i} semblance
şekil
figure , shape
şekil
way, manner
şekil
diagram, figure, illustration
şekil
kind, sort, variety
şekil
morpho
şekil
model
şekil
condition, state
şekil
illustration
şekil
figuration
şekil
shadow
şekil
shape, form; diagram, figure; way, manner
şekil
effigy
şekil
feature
şekil
eidolon
Türkisch - Türkisch
Biçimlendirmek
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Şebih ve misil
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) (Şekl) Biçim, dış görünüş. Çehre. Tarz. Formül
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Geo: Bir veya daha fazla hudut vasıtasiyle mahdut ve mahsur olan şey
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Bir adamın tab' ve hevasına muvafık olan şey
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Gr: Yazıya nokta, hareke ve i'rab koymak
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Suret. Surette benzerlik
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Hey'et
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Muhtelif, müşkil işlerin her biri
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Edb: Aruz ıstılahında mısraların sayısına ve kafiyelerin sırasına göre ortaya çıkan şekil
ŞEKİL
(Osmanlı Dönemi) Birşeyin gerek hissedilen ve gerek mevhum sureti
Şekil
(Osmanlı Dönemi) BÂB
şekil
motif
şekil
Davranış biçimi, tutum, yol, tarz
şekil
Bazı matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim
şekil
Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi
şekil
Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi: "Yalnızlığın şekilleri vardır, kimsesiz bir yerde yalnızlık, sosyete ve kalabalık içinde yalnızlık."- R. N. Güntekin
şekil
Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, biçim: "Dünyayı alıp avcuna bir gün Tanrım / Avcunda bu dünyaya bir şekil ver."- A. N. Asya
şekil
Toplumsal bir bütünün kuruluş biçimi
şekil
Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, biçim
şekil
Biçim
şekil
Bir konuyu açıklamaya yarayan resim
şekil
Anlatım biçimi: "Ne yapıp yapmış, bu havai konuşmayı röportaj şekline sokmuştu."- Y. K. Karaosmanoğlu
şekil
Olma biçimi, durum, hâl
şekil
Anlatım biçimi
şekillendirme
Şekillendirmek işi, biçimlendirme
şekillendirmek
Favoriten