danslar

listen to the pronunciation of danslar
Türkçe - İngilizce
dance
dans
dancing

She takes singing and dancing lessons, not to mention swimming and tennis lessons. - O, müzisyenlik ve dansçılık dersleri alıyor; yüzme ve tenis derslerini saymıyorum.

They were dancing with the music. - Onlar müzik eşliğinde dans ediyorlardı.

dans
{i} dance

Jig, reel and hornpipe are the most popular irish dances. - Jig, reel ve hornpipe en popüler İrlanda danslarıdır.

Linda can dance as well as Meg. - Linda Meg kadar iyi dans edebilir.

dans
dance-like
dans
hop

Since the accident, Tom has given up hope of becoming a professional dancer. - Tom, kazadan beri profesyonel bir dansçı olma umudundan vazgeçti.

I just hope no one saw me dancing. - Umarım kimse beni dans ederken görmemiştir.

dans
the movements that comprise a specified dance, dance
dans
dance, party or event at which the guests dance
dans
orchestic
dans
dancing, dance, the art of dancing
dans
of dance

She has bought a record of dance music. - O bir dans müziği plağı aldı.

dans
{i} jig

Jig, reel and hornpipe are the most popular irish dances. - Jig, reel ve hornpipe en popüler İrlanda danslarıdır.

Tom burst out laughing when he saw Mary dancing a jig. - Tom Mary'yi jig dansı yaparken gördüğünde kahkahalara boğuldu.

Dans
go dancing
dans
haka
dans
pas
dans
corroboree
Türkçe - Türkçe

danslar teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

Dans
raks
dans
Müzik temposuna uyularak yapılan ve estetik değer taşıyan düzenli vücut hareketleri, raks: "Herkesin içinde dans öğrenmem şık olur."- P. Safa
dans
Henri Matisse'in tanınmış bir tablosu
dans
Müzik temposuna uyularak yapılan ve estetik değer taşıyan düzenli vücut hareketleri, raks
danslar