cazibe

listen to the pronunciation of cazibe
Türkçe - İngilizce
{i} attraction

The coral reef is the region's prime attraction. - Mercan kayalığı, bölgenin en önemli cazibesidir.

The attraction is obvious enough. - Cazibe yeterince açık.

appeal

Television has a great appeal for him. - Televizyonun onun için büyük bir cazibesi vardır.

draw

Sami found himself drawn to Layla's charm. - Sami kendini Leyla'nın cazibesine çekilmiş buldu.

charm

Man is judged by his courage, woman by her charm. - Erkek cesaretiyle yargılanır, kadın cazibesiyle.

Part of the charm of a big city lies in the variety of styles that can be seen in the architecture of its buildings. - Büyük bir şehrin cazibesinin bir kısmı onun binalarının mimarisinde görülebilen stillerin çeşitliliğine bağlıdır.

body of water
wrongdoing
witchery
fascination

They have a nerdy fascination. - Modası geçmiş cazibeleri var.

attractiveness
lure
phys. attraction; gravity
allure

I will never understand the allure of wealth. - Servet cazibesini asla anlamayacağım.

magnetism
enchantment
gravitation
1.charm, attractiveness
gilt
oomph
it
enticement
desirability
romance
charm, allure, appeal, attractiveness " alım, alımlılık; attraction" çekim
glamor
allurement
glamour [Brit.]
charms

I don't believe in spells and charms. - Büyülere ve cazibelere inanmıyorum.

feminene charms
drawing power
{i} glamour
{i} seduction
piquancy
allude
the desirability
bewitch
pazzaz
attract

Mary is a very attractive woman. - Mary çok cazibeli bir kadın.

The coral reef is the region's prime attraction. - Mercan kayalığı, bölgenin en önemli cazibesidir.

cazibe merkezi
centre of attraction
cazibe merkezi
attraction center
cazibe drenajı
(Tarım) gravity drainage
cazibe ile drenaj
drainage by gravity
cazibe sulaması
(Tarım,Teknik) gravity irrigation
cinsel cazibe
sexual attraction
fiziksel cazibe
physical attraction
sahte cazibe
glamor
Türkçe - Türkçe
Alım, alımlılık, çekicilik, albeni
Alım, alımlılık, çekicilik, albeni: "O zaman Çamlıca'nın bir cazibesi, tamamen millî olmasıydı."- A. Ş. Hisar. Çekim
Çekim
(Osmanlı Dönemi) çekim kuvveti, çekicilik, güzellik
albeni
(Osmanlı Dönemi) SEVİM
CAZİBE
(Osmanlı Dönemi) Çekme kuvveti
CAZİBE
(Osmanlı Dönemi) Mc: Letafet zamanı. Hüsn-ü cemal.Hareket harareti, hararet kuvveti, kuvvet câzibeyi tevlid eder gibi bir âdet-i İlâhiyye, bir kanun-u Rabbanidir. Mek
CAZİBE KANUNU
(Osmanlı Dönemi) Madde âleminde geçerli olan Cenab-ı Hakk'ın tekvini bir kanunudur. Bu kanuna göre iki madde birbirini aralarındaki mesafe ile ters orantılı; kütle ve miktarlarıyla orantılı olarak çeker
cazibe kanunu
Yer çekimini belirten kurallar bütünü
câzibe kânunu
(Osmanlı Dönemi) çekim kânunu
cazibe