bulaşmak

listen to the pronunciation of bulaşmak
Türkçe - İngilizce
mess with

I don't want to mess with that. - Ben ona bulaşmak istemiyorum.

rub on
be contaminated by
smear
to pester
to get mixed up in (something unpleasant)
catch
(birine) get into a row
welter
(for a disease) to infect (someone)
smudge; be involved
(for something messy) to get on or soil: Ellerime çamur bulaştı. My hands've gotten muddy. Sakalıma reçel bulaştı. I've got jam in my beard
get at
to be smeared, to smudge; to be infected, to spread; to get involved in, to be embroiled
be transmitted by
contaminate
spread
be infected
soil
be mixed up in
mark off
stick
embroiled
get involved in
infected
infect
to be infected
indulge
smudge
have one's hand in
become entangled in
be involved
draggle
have a hand in
bulaşma
transmission
bulaşma
{i} infection

You seem to have an infection. - Bir bulaşman var gibi görünüyorsun.

bulaş
infect

Mumps is an infectious disease. - Kabakulak bulaşıcı bir hastalıktır.

My doctor told me that I had contracted a sexually transmitted infection. - Doktorum bana cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyona yakalandığımı söyledi.

bulaşma
contagion
bulaşma
coating
bulaşma
(Telekom) smear
bulaşma
involvement
bulaşma
contamination
belâya bulaşmak
get into hot water
bulaşma
ling. contamination
bulaşma
spread
pisliğe bulaşmak
get into mess
çamura bulaşmak
to get mixed up in something dirty, get involved in something reprehensible
Türkçe - Türkçe
Hastalık geçmek, sirayet etmek. Çatmak, sataşmak, tedirgin etmek: "Atiye'nin ters ters yüzüne bakmasına aldırmadan yerde bir dirseğinin üstüne uzanmış keyifle yatan Seyit'e bulaştı."- L. Tekin. İstemeden veya rastlantı sonucu bir işe karışmak
Bir nesne, üzerine sürülen bir şey yüzünden kirlenmek
İstemeden veya rastlantı sonucu bir işe karışmak
Bir nesne, üzerine sürülen bir şey yüzünden kirlenmek. İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek: "Yüzüne gözüne yer yer kepek bulaşmıştı."- S. F. Abasıyanık
Geçmek, sirayet etmek
Çatmak, sataşmak, tedirgin etmek
İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek
(Osmanlı Dönemi) LAGM
(Osmanlı Dönemi) BEDG
(Osmanlı Dönemi) TADAMMUH
(Osmanlı Dönemi) ATK
girmek
(Osmanlı Dönemi) NATEF
(Osmanlı Dönemi) TENAZZUH
(Osmanlı Dönemi) TABA'
çıkmak
bulaşma
Bulaşmak işi
bulaşmak