Can somebody answer the phone?
- Birisi telefona cevap verebilir mi?
Let me out, somebody. I'm locked in.
- Birisi beni dışarı çıkarsın. İçeride kilitli kaldım.
She screamed with horror as someone took hold of her arm.
- Birisi onun kolundan tuttuğunda o korkudan çığlık attı.
I heard someone knock on the door.
- Birisinin kapıyı çaldığını duydum.
Anyone can cultivate their interest in music.
- Birisi müziğe olan ilgisini geliştirebilir.
Is there anyone else wanting to eat?
- Yemek yemek isteyen başka birisi var mı?
One of them will have to go.
- Onlardan birisi gitmek zorunda kalacak.
One of them is lying.
- Onlardan birisi yalan söylüyor.
One should not say bad words.
- Birisi kötü kelimeler söylememeli.
One won’t hear much music in that pub.
- Birisi o birahanede fazla müzik dinlemez.
Is there anyone else wanting to eat?
- Yemek yemek isteyen başka birisi var mı?
Tom doesn't have time right now to talk to anyone.
- Tom'un şu anda birisiyle konuşmak için vakti yok.
Can anybody else answer?
- Başka birisi cevap verebilir mi?
Why doesn't anybody help Tom?
- Niçin birisi Tom'a yardım etmiyor?
We heard somebody shout.
- Birinin bağırdığını duyduk.
As strange as it may be, he met with somebody who is said to be dead.
- Olabildiğince tuhaf, o ölü olduğu söylenilen biriyle karşılaştı.
Dustin Moskovitz is a Jewish entrepreneur. He is one of the co-founders of Facebook.
- Dustin Moskovitz, Yahudi bir girişimcidir. O, Facebook'un kurucularından biridir.
Manchester United is one of the most successful teams in both the Premier League and England.
- Manchester United, hem Premier League'de hem de İngiltere'de en başarılı takımlardan biridir.
I'd like to try one of those cookies.
- Bu kurabiyelerden birini denemek istiyorum.
I'd like you to try one of these cookies.
- Bu kurabiyelerden birini denemeni istiyorum.
Anyone can cultivate their interest in music.
- Birisi müziğe olan ilgisini geliştirebilir.
Is there anybody who would like to go see a live concert of Lady Gaga with me?
- Benimle Lady Gaga'nın bir canlı konserini seyretmeye gitmek isteyen biri varmı?
One of my dreams is to learn Icelandic.
- Hayallerimden biri İzlandaca öğrenmek.
Dustin Moskovitz is a Jewish entrepreneur. He is one of the co-founders of Facebook.
- Dustin Moskovitz, Yahudi bir girişimcidir. O, Facebook'un kurucularından biridir.
Anyone could do that.
- Herhangi biri onu yapabilir.
Is there anyone else wanting to eat?
- Yemek yemek isteyen başka birisi var mı?
I don't have a soul, and neither does anyone else.
- Benim bir ruhum yok ve başka birinin de yok.
Death is one of two things. Either it is annihilation, and the dead have no consciousness of anything; or, as we are told, it is really a change: a migration of the soul from this place to another.
- Ölüm iki şeyden biridir.O ya ölümlülüktür, ve ölüler herhangi bir şeyin bilincinde değildir; ya da bize söylenildiği gibi, gerçekten bir değişikliktir: ruhun bu yerden ötekine göç etmesidir.
It turned out there was nobody who would be the first to talk about it. What do we do now?
- Onun hakkında konuşmak için birinci olmak isteyen kimse olmadığı ortaya çıktı.Şimdi ne yaparız?
Let's draw lots to decide who goes first.
- Kimin birinci olduğuna karar vermek için kura çekelim.
Don't challenge someone who has nothing to lose.
- Kaybedecek bir şeyi olmayan birine meydan okuma.
You don't marry someone you can live with — you marry the person whom you cannot live without.
- Sen yaşayabileceğin herhangi biriyle evlenme - sen onsuz yaşayamayacağın kişiyle evlen.
Susan will be ready to the party in one hour and will need someone to pick her up.
- Susan bir saat içinde parti için hazır olacak ve onu alması için birine ihtiyacı olacak.
Tom bought a bag of apples and he ate a third of them in one day.
- Tom bir çanta elma satın aldı ve bir günde bunların üçte birini yedi
Books are the offspring of one's mind.
- Kitaplar birinin aklının ürünleridir.
Here is a sample of the work of one of our workmen.
- İşte bizim işçilerden birinin işinin bir örneği.
One of them is a spy.
- Onlardan biri bir casus.
There are many talented people in our city, but Tom isn't one of them.
- İlimizde birçok yetenekli insan var, ama Tom bunlardan biri değildir.